Harabemdeyim
Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira.
4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim.
Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz?
Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım.
Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta.
Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı.
Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil.
Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu.
Üç gündür et yemedim.
Telefonum hâlâ yok.
Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten.
Bir ara düşündüm…
İş bulayım dedim.
Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?"
Yazı yazayım dedim.
Kalemi elime aldım, mürekkep akmadı.
Penceremin kenarına bir devekuşu kondu.
Beni izliyor.
Ben de onu izlemeye başladım.
Bir süre sonra tanıştık zaten. ismi Boris.
Boris benden çok geziyor. En azından iki kanadı var.
Benimse borçlarım var, geçmişim var, bir de gelecek kaygım.
Kaygı dediysem, artık o da kalmadı.
Bugünlük bu kadar.
Kendime iyi bakmaya çalışıyorum ama kendim sürekli acıya hasret.
O yüzden ben bir kedi alıp ona iyi bakmayı düşündüm.
Sen de ananı çağır!
Yorumlar
Yorum Gönder