Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kısacık İmtihan

-Anlat -Nerden başlayayım? -Son olayı anlat. Gerisini izledik zaten, bi tek son bölümü kaçırdık. Karşılaştığımız günden anlat. -Cebimde 70 lira param vardı sabah uyandığımda. İlk iş olarak markete gidip  10 tl’e bir paket sigara aldım. Dışarı çıkıp ilk dalı yaktım ve mahluk bir şekilde yürümeye başladım. Yürürken kaba bir hesap yaptım ve ihtiyacım olan paranın 3000 tl olduğunu fark ettim. Borçlar filan hepsi beraber.  Nerden bulabilirdim bu parayı diye kara kara düşünerek yürümeye devam ettim. Tüm kapıları kapatan tanrının yeni bir kapı açmasını bekliyordum açıkcası. Ama yaklaşık 17. Gündür kendisinden hiç tık yoktu. Biraz ona sinirlendim önce daha sonra buna hakkım olmadığını düşündüm. Sonuçta tanrı bu, bir kapıyı kapatıp diğerini de açmazdı. Kalırdın öyle. Keyfine göre takılırdı filan gibi saçma düşüncelere kapılırken bir anda gök gürledi ve yıldırım çaktı.  Gökten yakışıklı  ve takım elbisesiz biri indi. Galiba bu oydu…. Sen şey misin diye soracakken, ev...

Borç Değildir.

Mustafa Kemâl Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta, “Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan Hükûmeti’nden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim” diyordu. Kâzım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan Hükûmeti’ne iletti. Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükûmeti arasındaki ilk resmî temastı. Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan kardeş eli 1921 yılı içinde Nerimanov’un şahsî emriyle uzandı. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta “...Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz” diyor ve bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern (sarnıç, tanker) petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu. Aynı ...

Kavuşamamışlık mı

Zil zurna sarhoş olduğum bir gecede anladım onu çok sevdiğimi. Ya da sadece sevdiğimi. Gecenin başında her zamanki gibi acı çekerek katilimi anlatmaya başladım. Dinlemek istemedi normal olarak. Kadınlar başka  kadınların hikayelerini dinlemek istemez pek. Tersledi beni, bağırıp çağırmadan çıkıp gitti.  Sessizce bir an bekledim ve o an anladım işte onu sevdiğimi. Aslında katilimin  sadece anlatacak tek konum olmaktan başka bir önemi olmadığını, benim Zehrayla konuşmayı sevdiğimi. Güzeldi onunla konuşmak zira. Gitmesine üzüldüm ama kalkıp peşinden gidemeyecek kadar sarhoştum. Hatta uyanınca bunları unutacağımı düşündüm ve biraz daha içtim. Sonra biraz daha. Sarhoş olup sızana kadar.  Ertesi gün uyandığımda unutmamıştım ama. Hatırlayarak uyandım. Yatağımdan kalkmadan bir sigara yaktım. Tadı güzeldi sigaranın. İçimden geldi, dumanla halka yapmaya bile çalıştım. Saçma ve sebepsizce mutlu uyanmış ve bunu uzun süredir yapmadığım için garipsemiştim.  Olayın şok...