Sabahın
erken saatlerinin yerine öğlen saatlerini tercih edip uyanmıştım. Farkında değildim
olacakların. Öncesi ve sonrasını da ya unutmuş yada önemsemiyordum.
Şık giyinmiş
bir adamdım o an. Ama sadece o an , öncesi ve
sonrası belirsiz.
Evden çıkıp
yürüdüm biraz. Sonra önüme çıkan ismini uydurmak istemediğim marketten bir
paket sigara aldım.
Çıkıp bir
sigara yaktım ve tramvay durağına doğru yürüdüm.
Mesafe kısa
olduğu için hemencecik vardım. Bir tramvay geldi meçhulden. Geldi ve durdu. Pısss
falan diye kapılarını açtı. Binsene yakışıklı gibisinden tekliflerde bulundu
ama yarım sigaramı daha bitirmediğim için yarım sigarayı tercih edip binmedim.
Sigara
binseydin abi dedi. Yok ya oğlum şimdi seni yarım yolda bırakmayayım diye cevap
verdim. Bir sonraki tramvaya binerim diye ekledim üzerine.
Neyse kısıtlı
zaman olduğu için hızlı geçişler oldu ve sigara bitdi. Ardından hemencecık bir
sonraki tramvay denen toplu taşıma şeysi geldi. Durakta bekleyen 7,5 insan gibi bindim
ben de. Kızlı erkekli bide.
Binmemek için
sebebi olmayanlar binerler.
Tramvay’a
bindiğimde ortam çok kalabalıktı.
Ama o kalabalık içinde onu fark ettim ben. Ardından
kısa bir süre sonra da zaten tramvay bizi fark etti. Bir anda telaşlandı kimsecikler.
Çok önemli
bir misafir ağırlayan mekan garsonları misali telaşla etrafı boşaltıp 2’li
koltuklardan birini bizim için tahsis ettiler sağ olsunlar.
Yanına yaklaşıp
merhaba demeler, oturabilimiyimler filan bunlar kısa olsun diye hızlı geçişle
atlatıp bir anda yanında oturmuş ve konuşmanın başlangıcına gelmiştik şükürler
olsun.
Yan yana
oturmuşuz, tüm kimsecikler bizi dinliyor pür dikkat.
Kafamın içindeler
ya sonuçta, ben kontrol ediyorum onları. Döndüm sessiz olun lan dedim susdular
hemececik.
Ol deyince
oldurabilmek haşa filan olsa da sus deyince susturabiliyordum o an. Öncesi ve
sonrasını bilemiyorum Altan
- - Merhaba
- -Merhaba
nasılsın?
- - İyiyim
ya, iyiyim ben. Üzülmüyorum hiç. Gözüme İsrail’in ülkemizin üzerinde oynamak
istediği yöresel bir oyun kaçtı.
- - Ben
üzülüyorum ama.
- - Vallahi
mi?
- - He
vallahi
- -Nasıl
yani?
- - Üzülüyorum
işte.
- - Ha
sen… şey… cidden?
- -(Gülümsedi)
Evet ciddiyim galiba.
- -İnanamıyorum
şu an… bu bir rüya olmalı.
- - (Etrafa
baktı) Aynen bence de .
- -Şu
an çok mutlu oluyorum.
- - Keşke
ben de mutlu olabilsem .
- - Olursun.
Olur yani, ederim ben seni mutlu. Hemde çok ederim. Yemin ederim bak.
- - Sana
inanıyorum ben.
- -Şimdi
uyanırım diye çok korkuyorum. Rüya gibi.
- -Yok
merak etme daha var ona.
- -Nasıl
yani?
- - Boş
ver. Ben seni özledim…. Bize bir şans verelim.
- -Ben
de… Hemde çok özledim. Verelim hemen, bize bir şans verelim.
- -Elimi
tutar ‘mısın?
- -Tutmamı
ister ‘misin?
- -İsterim.
Sen?
- -Çok
isterim.
-
(Gülümsedi
ve elini uzattı)
- -Hadi
inelim.
- -Neden?
- - Yürüyelim
beraber.
- -Olur.
- -Gardiyan
durdur uşağı inecek var.
- -(Güldü)
El ele indik o ne idiği belirsiz toplu ulaşım şeysinden.
Yürüdük biraz. Yürürken havadan ve kuraklık olan bölgelerden konuştuk.
Sonra bana döndü ve
- Bilmem bir şeye gidelim mi beraber yemek yeriz.
- Olur gidelim tabi.
Aklıma bir anda evden çıkarken masanın üstündeki paraları
alıp almadığıma dair bir soru eki geldi. Hemen kontrol etmek için elimi cebime attım
ama cebim kapalıydı.
Cebim kapalıydı derken ‘Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor’
filan gibisinden değil, bas baya cebimin ağzını dikmişlerdi.
Tanrım çıldıracağım ya, uzun zaman sonra her şey bu kadar
güzelleşmişken çıkacak bir aksilik hiç etik olmazdı filan gibisinden göndermeler
yatım.
Deniyordum, uğraşıyordum ama bir türlü elimi cebime sokamıyordum.
Son bir gayretle elimi cebime doğru götürüp gözlerimi kapattım.
Başarmıştım sonunda elim cebimdeydi. Paralar da yerinde. Çok rahatladım ve gözlerimi
açtım.
Kahverengiydi etraf. Bizim koltuğa ne kadarda benziyordu
falan derken.
Fark ettiğimde çok üzüldüm gerçekten. Büyük bir hayal kırıklığıydı.
Bu rüyaları filan kim şaapıyorsa yaptığı çok ayıp. İnsanların
duygularıyla böyle oynanmaz.

Yorumlar
Yorum Gönder