Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

PALYAÇO 4-bölüm

Bazen üzüntüler boğar.  Nefes almanın fiziksel bir dayanak olmadan zorlaştığı zamanlarda insan ezilir görünmeyen ama tonajlara kafa tutacak yüklerin altında.   Bir sigara yakmak istersin ama daha tertemiz olan ciğerlerine acırsın. Belki ciğerlerin umurunda olmaz. Ama sebebi kendinden saçma sebeple ilk günü sigara yakmadan yaşarsın. Herkesin hikayesi aynı mı lan diye bağırdı evdeki yaşlı baykuş. İğrenç bir ses tonu vardı. Ama ilginç bir şey söyler diye kesmedim sözünü. Devam etti yüzsüz bir şekilde. Bir olay yaşadın ardından başımıza bilir kişi kesildin. Lan oğlum benim öyle bir iddiam yok desem de içten içe sahi sen kim köpeksin diye düşündüm. Bir sigara daha yakıp etrafı dumana boğdum. Tek derdim ilerde hikayenin filmi çekilse dumanlarla geçiş efekti yapılmasıydı. - Kız ne oldu? -Hangi kız? -Bahçede yanına gittiğin kız? -Ha o kız. Bir süre daha ağladı, takati bitince toparlandı gitti. Sabahlar daha sabah, akşamlar daha akşam diye fısıldad...

PALYAÇO 3-bölüm

Bazen bazı şeyler hayatınızın dönüm noktası olabilir. Bu o dönüm noktalarından değildi belki ama güzel bir an olarak tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmayacak kadar özeldi.  Yorgun adımlarla indim 5 kat aşağıya. Prensip olarak asansör kullanmadığım için yorulmuştum. Binanın bahçesine geldiğimde O hız kesmeden sebepleri arşı inletebilirmişçesine ağlıyordu. Sessiz ve güzel bir biçimde hemde.  Zaten sessizlikten öte çığlık mı var diyerek yanına gittim. Bir anda toparlandı ve gözlerinin yaşını silmeye çalıştı. Kısık sesle lafa girdim B: Devam et, sorun değil. O: Anlamadım B: Ağlamayı diyorum, ben geldim diye kesmene gerek yok. O: Sana ne acaba? B: Bana bir şey yok, ben öylesine şey edeyim dedim Normalde kalkar gider ve bu olay da burada kapanır diye düşünüyordum ama gitmedi. Oturmaya devam etti. Bir süre sonra dayanamadım sordum B: Ne oldu? O: Yok bir şey. B: Anlatmazsan böyle çok ağlarsın. O: Anlatsam ne değişecek. B: bir tık daha az ağl...

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Kırmızı başlıklı kız annesiyle beraber yaşıyordu.  Babası detayına hiç girilmediği için kendisi hakta en ufak bilgiye sahip değildik. Zannımızca ya ölü ya da terk edip gitmiş bir babaydı.   Ama babasının annesi hikayemizin  detaylarından biriydi . Mübarek bir cuma sabahı annesi kırmızı başlıklı kıza seslenir Anne: Kırmızı başlıklı kız Kırmızı başlıklı kız: Efendim anne Anne: Kızım pilav yaptım ama kıvamı tutturamadım lapa olmuş, hadi şunu babaannene götür yesin pislik. Zamanında kırmızı başlıklı kızın annesi kaynanasıyla anlaşamadığı için kocasının aklını çelip yaşlı kadıncağızı ormanın içindeki bir kulübeye bırakmışlardı. Bazen de böyle yemek artıklarını filan veriyorlardı kadına. Kırmızı başlıklı kız: Of anne ya ellerime daha yeni oje sürdüm. Anne: hadi kızım götür gel. Açlıktan ölmesin mendebur. Emekli maaşını alıp gömüyoruz işte ne güzel. Kırmızı başlıklı kız oflayıp puflayarak pilavı alıp yola çıkar. Az gider uz gider dere tepeye bul...

Bank

Saat tam olarak kaç bilmiyorum. Etraf beyazdan sıkılmışçasına güneşi kucaklıyor ve karları erimeye mahkûm ediyordu. Çatılarda biriken kar eriyip yağmur efekti yaratarak oluklardan akıyordu. Bir park hayal ettim ve içine sadece tek bir bank koydum. Daha fazlasına gerek duymadım. Etrafı çimler yerine çöllerle dayayıp döşedim.  Serap oluşturacak tek kelimeye mahal vermeden kurdum tüm hikâyeyi.  Gerçeklik saçmalıklardan ileriye gitmesin diye arkadaşımın elinden geleni sağ elle sol elin haberi olmayacak şekilde verdim. Tam her şey hazır derken bir andan tümünü sil yapıp dosyayı kaydetmeden çıktım. Tekrar geri döndüğümde karşılaştığım manzara diye bir şey yoktu ortalıkta çok şükür. Bütün bunlar ve daha fazlası kimseyi fazla irdelemediyse ben konuyu başka bir yöne çekiştirerek farklı bir yol izlemek isterdim. Ama ne sen bir plan yaparken hayat başka bir plan yaparsa ve bu planlar çakışırsa işte o zaman hapı yutar ve azıcık da olsa ağrılarını dindirirsin diye düşündü...