Ana içeriğe atla

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ


Kırmızı başlıklı kız annesiyle beraber yaşıyordu. 
Babası detayına hiç girilmediği için kendisi hakta en ufak bilgiye sahip değildik. Zannımızca ya ölü ya da terk edip gitmiş bir babaydı. 
Ama babasının annesi hikayemizin  detaylarından biriydi.

Mübarek bir cuma sabahı annesi kırmızı başlıklı kıza seslenir

Anne: Kırmızı başlıklı kız
Kırmızı başlıklı kız: Efendim anne
Anne: Kızım pilav yaptım ama kıvamı tutturamadım lapa olmuş, hadi şunu babaannene götür yesin pislik.

Zamanında kırmızı başlıklı kızın annesi kaynanasıyla anlaşamadığı için kocasının aklını çelip yaşlı kadıncağızı ormanın içindeki bir kulübeye bırakmışlardı. Bazen de böyle yemek artıklarını filan veriyorlardı kadına.

Kırmızı başlıklı kız: Of anne ya ellerime daha yeni oje sürdüm.
Anne: hadi kızım götür gel. Açlıktan ölmesin mendebur. Emekli maaşını alıp gömüyoruz işte ne güzel.

Kırmızı başlıklı kız oflayıp puflayarak pilavı alıp yola çıkar.
Az gider uz gider dere tepeye bulaşmadan düz gider. 
Kulaklığını da takıp yabancılı saçma müzikler dinleyerek yoluna devam eder.
Derken tam bu sırada bir kurt da acıkmış bir şekilde kırmızı başlıklı kızın geçeceği yolun üzerinde bekler. 
Kırmızı başlıklı kız kulaklıkla müzik dinleyerek yürürken kurt bir anda önüne çıkar. 
Kurdu görünce panikler kırmızı başlıklı kız.
Bozkurt işaret yaparak kurttan kurtulmaya çalışır ama her kurt ülkücü doğar diye bir şey olmadığı için kurt aldırış etmez.
Bir anda kırmızı başlıklı kızın üzerine saldırır ve onu birkaç hamlede parçalar. 
Karnını güzelce doyurduktan sonra leşin geri kalan kısmını da sürükleyerek daha sonra yemek için götürüp saklar bir yere.

Kırmızı başlıklı kızın babaannesi kulübesinde açlığa dayanamayıp hakkın rahmetine kavuşur.  

Akşam erken iner mahpushaneye ama mahpushanede hikayemizden kimse olmadığı için konunun konumuza en ufak dahli yoktur.

Annesi akşam olunca kızının gelmemesini görüp endişelenir ve kızını aramaya çıkar. Ama nafile kızını bir daha asla bulamaz.

Günler sonra ormanda gezen bir avcı bir ceylan yavrusu görür ve tüfeğini doğrultarak nişan alır. Tam bu sırada yavru ceylanın annesinin yan taraftan ona gözü yaşlı bir şekilde baktığını görür. Bunun karşısında adam yavru ceylanı vurmaktan vazgeçer ve anne ceylanı hedef alır. Sonuçta onun eti daha fazladır.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...