Ana içeriğe atla

PALYAÇO 4-bölüm


Bazen üzüntüler boğar. 
Nefes almanın fiziksel bir dayanak olmadan zorlaştığı zamanlarda insan ezilir görünmeyen ama tonajlara kafa tutacak yüklerin altında.  

Bir sigara yakmak istersin ama daha tertemiz olan ciğerlerine acırsın. Belki ciğerlerin umurunda olmaz. Ama sebebi kendinden saçma sebeple ilk günü sigara yakmadan yaşarsın.

Herkesin hikayesi aynı mı lan diye bağırdı evdeki yaşlı baykuş. İğrenç bir ses tonu vardı. Ama ilginç bir şey söyler diye kesmedim sözünü.
Devam etti yüzsüz bir şekilde.
Bir olay yaşadın ardından başımıza bilir kişi kesildin.

Lan oğlum benim öyle bir iddiam yok desem de içten içe sahi sen kim köpeksin diye düşündüm.

Bir sigara daha yakıp etrafı dumana boğdum. Tek derdim ilerde hikayenin filmi çekilse dumanlarla geçiş efekti yapılmasıydı.

- Kız ne oldu?
-Hangi kız?
-Bahçede yanına gittiğin kız?
-Ha o kız. Bir süre daha ağladı, takati bitince toparlandı gitti.

Sabahlar daha sabah, akşamlar daha akşam diye fısıldadım kendimce. Kullanırım lan ben bunu iyiymiş bu dedim ardından.
35 kız düşürürüm niyetiyle değil 47 kafa kafalarım niyetiyle sırf.

27 dakikanın son 3 saniyesi de biterken bir anda babamın bana safi zararsın diye bağırdığını hatırlamak istedim.
Ertesi gün ilk iş olarak sigara içtim ve ardından bunu hatırladım.

Babamın şu an yukarılardan bir yerden beni seyretmediğinden o kadar emindim ki rahatça ona karşı bazı cümleleri kuruyordum.


Ama abim benim kadar şanslı değildir, onu çok sevdiği için yukarılardan bir yerden hep onu izliyordur diye düşünüp kendimi avuttum. Hatta bununla da kalmayıp balkanlardan gelen soğuk hava dalgasına karşı küçük bir gülümseme teşebbüsünde bile bulundum.

Ardından reklam olsun diye de kalkıp dolaptan 50’lik Efes bira aldım ve açtım.
Sarı koltuğa oturdum ve insanımızın alkol sorununu Efes’le kınadım.
Alkol çok pahalıydı zira ve bu sorun bizleri çok zor duruma düşürüyordu.

Devam ettim… Her Efes aldığımda kınayacak bir sürü şey buldum ve belli bir süre sonra sarhoş olmaya muvaffak olup sızdım çok şükür



Dip not: yarın öbür gün hikaye karmaşıklaştı bu kim diye sormayın diye söyleyeyim bahçede tanıştığım kızın ismi Nur.

Devam edecek mi?



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...