Bazen bazı
şeyler hayatınızın dönüm noktası olabilir. Bu o dönüm noktalarından değildi
belki ama güzel bir an olarak tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmayacak kadar
özeldi.
Yorgun
adımlarla indim 5 kat aşağıya. Prensip olarak asansör kullanmadığım için
yorulmuştum.
Binanın
bahçesine geldiğimde O hız kesmeden sebepleri arşı inletebilirmişçesine
ağlıyordu.
Sessiz ve
güzel bir biçimde hemde.
Zaten sessizlikten öte çığlık mı var diyerek
yanına gittim.
Bir anda
toparlandı ve gözlerinin yaşını silmeye çalıştı.
Kısık sesle
lafa girdim
B: Devam et,
sorun değil.
O: Anlamadım
B: Ağlamayı
diyorum, ben geldim diye kesmene gerek yok.
O: Sana ne
acaba?
B: Bana bir
şey yok, ben öylesine şey edeyim dedim
Normalde
kalkar gider ve bu olay da burada kapanır diye düşünüyordum ama gitmedi.
Oturmaya devam etti.
Bir süre
sonra dayanamadım sordum
B: Ne oldu?
O: Yok bir
şey.
B:
Anlatmazsan böyle çok ağlarsın.
O: Anlatsam
ne değişecek.
B: bir tık
daha az ağlarsın
O: Değer mi
yani?
B: Değer
bence. Hem belki azıcık gülümsersin, işte bu her şeye değer
Bunun
üzerine tüm yaşanmışlıklara rağmen bir gülümseme geldi yüzüne. Kısa süreliğine,
geçerken uğramış edasıyla.
B: Bak
şimdiden gülümsemeye başladın bile. Zamanla kahkaha bile atarsın sen.
Tekrardan aynı tebessüm donattı manzarayı.
Geçerken uğrayan gülümseme, neyse hadi bir çay daha içeyim sonra kalkarım dermişcesine bir süre daha bekledi.
Geçerken uğrayan gülümseme, neyse hadi bir çay daha içeyim sonra kalkarım dermişcesine bir süre daha bekledi.
Devam edecek mi?

Yorumlar
Yorum Gönder