Ana içeriğe atla

PALYAÇO 3-bölüm

Bazen bazı şeyler hayatınızın dönüm noktası olabilir. Bu o dönüm noktalarından değildi belki ama güzel bir an olarak tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmayacak kadar özeldi. 
Yorgun adımlarla indim 5 kat aşağıya. Prensip olarak asansör kullanmadığım için yorulmuştum.
Binanın bahçesine geldiğimde O hız kesmeden sebepleri arşı inletebilirmişçesine ağlıyordu.
Sessiz ve güzel bir biçimde hemde.
 Zaten sessizlikten öte çığlık mı var diyerek yanına gittim.
Bir anda toparlandı ve gözlerinin yaşını silmeye çalıştı.
Kısık sesle lafa girdim

B: Devam et, sorun değil.
O: Anlamadım
B: Ağlamayı diyorum, ben geldim diye kesmene gerek yok.
O: Sana ne acaba?
B: Bana bir şey yok, ben öylesine şey edeyim dedim

Normalde kalkar gider ve bu olay da burada kapanır diye düşünüyordum ama gitmedi. Oturmaya devam etti.
Bir süre sonra dayanamadım sordum

B: Ne oldu?
O: Yok bir şey.
B: Anlatmazsan böyle çok ağlarsın.
O: Anlatsam ne değişecek.
B: bir tık daha az ağlarsın
O: Değer mi yani?
B: Değer bence. Hem belki azıcık gülümsersin, işte bu her şeye değer

Bunun üzerine tüm yaşanmışlıklara rağmen bir gülümseme geldi yüzüne. Kısa süreliğine, geçerken uğramış edasıyla.

B: Bak şimdiden gülümsemeye başladın bile. Zamanla kahkaha bile atarsın sen.

Tekrardan aynı tebessüm donattı manzarayı.

Geçerken uğrayan gülümseme, neyse hadi bir çay daha içeyim sonra kalkarım dermişcesine bir süre daha bekledi. 




















Devam edecek mi?          

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...