Ana içeriğe atla

Görgü Tanığı- 1 Bölüm


Sessiz sakin, dağ başında, yeşillikler arasında, çürümeye mahcup bir kulübedeymişim hissiyatıyla yazıyorum sana.
Konum atıyorum : Soğuk ve kalabalık ,boş muhabbetlerin havada uçuştuğu bir kahve köşesindeyim. Ne yazıyor lan bu artist bakışlarının odak noktasındayım. İstersen gel ne olur.
Senden sonra aynı hep buralar. Gelince yabancılık çekmeyesin diye hiç bozmadım ben.
İlk gittiğinde çok üzülmüştüm, şindilerde bakıyorum da hala aynı, bir değişiklik yok.
Bir sigara yaktım. Özcan Denize yol verdiler. Çıkmadan, kutunun içinden şarkısını söyledi.
2 ayran aldı geldi kısa boy ve saçlı kız. Tost söyleyenlere hediye Edip Akbayram.
Belki de hediye değildir, ücrete yansıtıyor olabilirler.
Ben de iki çay istedim. Ücreti mukabilinde kırmadılar.
Bir küçük şişe açtım. İçtiğim sigaraların küllerini onun içine dökmeye karar verdim.

Hani bir türkü vardı ‘ Han sarhoş hancı sarhoş’ diye. Kendimi ona benzettim. Ama hanmıydım, hancımıydım karar veremedim. Sarhoşluktan yola çıkmıştım sadece.
Geçen gün çiçekçiden çiçek aldım mezarlığa uğrarım diye.
Ölüler dirilerden daha çok çiçek alırmış da çünkü bağzı duygular bir başka bağzı duygulardan daha ağır basarmış.
Papatyalar alırdım ben sana, sen de kesin seviyor, kesin seviyor diye yolup kekoluk yapardın diye yazdı adressiz aşk mektubuna ergen aşık Veysel.
Ben gülümsedim alaycı kuş edasıyla.  Bir sigara yakıp, külünü doğru düzgün bir yere yani kül tablasına döktüm.
‘Bu arada kül tablasına küllük diyen de net İsrail’dir’ diye bir sosyal medya paylaşımı yaptım.
Boş bardağı aldı garson düzüntüsü.
Ben bir tost alabilir miyim gibi sorularla hayatımızı meşgul etti Keloğlan.
Hesabı istemeden ödedim.
Çıktım mekandan ve hafifi adımlarla menzilsiz yürümeye başladım.
Gördüklerim bu kadardı. Ama tahmin ettiklerimi tahmin bile edemezsiniz.
Gökten 3 elma filan düşmedi. Kimse sonsuza kadar mutlu kalamadı.
Bunu bilmeniz yeterli!






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...