Ana içeriğe atla

PALYAÇO 6.Bölüm

9 Eylül sabahıydı...
Psikolok hanımın yanına gittim.
Kadınla sohbet etmek için kapıda para istediler benden.  Aslında sohbet de etmedik. Ben anlattım o da anlıyorum, e peki sonra ne oldu gibisinden cümleler kullandı.

En sonda bir Palyaço var dedi ona git seni braz güldürsün çok içine atmışsın herşeyi dedi.
O palyaço benim deyince şaşırıp kaldı.

  ŞAKA

Bir süre sonra asistanı kapıyı çaldı ve süremiz bitti.
Bir sonraki seansta devam etme konusunda andad kaldık kadıncağazla.


Daha sonra eve geldim.

Bir randevum vardı umutsuz vaka ile.
Hazırlık yapmam gerekiyordu.
Buzdolabından kıyma çıkardım, patateslerin içini oydum, parmağımın ucunu kestim. Mis gibi asilzade kanı koktu ortalık.
Köfte yaptım bir süre sonra,yanında da patates kızartması.
Keşke balık yapsaydım diye de düşündüm hatta.
Daha sonra küçük masayı balkona çıkardım, üzerine örtü falan sermedim.
Alkol bardakları ve arkadaşlarını getirip masanın üzerine yerleştirdim. Hepsi yerinden memnun gibiydi.

İçeri geçip palyaço makyajımı tazeleyip,yüzümü iyice boyadım.
Sarı takım elbisemi giyip pembe kravatımı taktım.
Erkek adam pembe kravat mı takar lan diye kendimle şerefsizce dalga bile geçtim.

Bazı şeyler hazırdı.........

Şimdi sırada beklemek vardı... sonsuza kadar.... gelme ihtimali bile olmayan birini, umutsuz vakayı.

Umutsuz vaka bu blüm için uydurduğum bir isimdir.
açıkcası ben de beğenmedim.
siz başka bir şey diye okuyun dilerseniz.
Sol yanım,at yelesi,kabuksuz çekirdek falan filan işte.  Neyse bu geyiği keselim. Yeriz.

Dolaptan bir bira alıp sarı koltuğa kendimi baraktım.
Bir kaç yudum içip, bir müzik açmak istedim.
Youtube denen o mükemel video uyguamasından istediğim müziği gayet hoş bir şekilde açıp dinledim.

Reklam: Siz de istediğiniz müziği, şarkıyı, videoyu ve ya başka tür içerikleri youtube denen bu uygulamadan izleyebilirsiniz.

Bağlantı linki: Youtube.com

Youtube denen uygulamada hunharca gezinirken karşıma eskiden çekilmiş bir yeni rakı reklam filmi çıktı.

Aslında rakı iyi gider diye düşündüm izlerken.

Birayı bırakıp dolaptan rakıyı çıkardım, biraz peynir, birazda zeytin.

İçerim arkadaş
Dostlara yazıklar olsun
Hiç bitmiyor bazı şeyler.

Rakıyı içtim, beklemeye devam ettim.
Gelmedi hiç.

Sabaha karşın uzaklardan bir yerden ezan okundu.
Allah Çağırdı insanlığı.
Haydin namaza diye seslendi sözcü.
Gidecek yüzüm yoktu gitmedim ben.
Biraz daha içip, biraz daha bekledim.
Güneş doğdu bu tarafına dünyanın.
sızmama ramak kala.
Seyrettim.

Bir güzel ağladım tüm olanlar için.
Keşkeler koydum bir sürü cümlenin başına.
Neden diye sitem ettim.
Kin kustum,kan ağladım.
Kimse farketmedi.
Tek başımaydım.

Bir baktım şöyle geçmişe.
Sonra bir de geleceğe baktım.
İkiside bulutlu ikisi de belirsiz.
Biri korkunç diğeri ondan beter.
Bir ihtimal daha var.

Bir bira daha içip uyudum.

Rüyamda onu görürüm diye belki.
Öyle güzel öyle asil.
Kim olduğunun ne önemi var.
Sen kimi istersen onu düşün onun için kapat gözlerini.
Ben yüzünü unuttum galiba.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...