Ana içeriğe atla

PALYAÇO FİNAL

 Bir zamanlar yaşlı bir adam vardı. Vadesi doldu göçüp gitti bu dünyadan. 

Günün hangi saati olduğunu tarif etmekten sıkıldım açıkcası. Güneş şöyle afilli bir şekilde doğuyordu yahut hüzün içerisinde boğularak batıyordu umrumda bile değil bu sefer. 

İnsanlar hep aynı. Mutlu olanlar için iyi,mustuzlar için iğrenç alçak varlıklar. 

Dokunaklı olaylar, düşündürücü finaller, hafızalara kazınan vay be gibisinden hatıralar. 

Aşşağı yukarı böyle hissettirecekti galiba benim hikayem. 


REKLAMI ATLA


Devam etmeyecek artık. 

Bir kitabın sayfalarından kısımlardı bölümlerim. Saçmaydı bunu en iyi ben biliyordum. Bana da yaratıcım yani yine ben söylemiştim. 

Kitabı yaktık. Küllerini komşuya verdik ihtiyacı vardır belki diye. 

Artık palyaço yazmayı bırakıyorum. Belki bir süre sonra yazmayı da bırakırım. 

Şimdilik kafamda güzel olabilecek bazı hikayeler var onları da denedikten sonra sigara yakıp bırakırım galiba. 

Yazamıyorum Cafer abi diye ağlamak istiyorum kasap Caferin dükkanındaki kırmızı sandalyeye oturarak.  Daha sonra çift çekilmiş kıymamı alıp eve dönmek istiyorum. 

O kadar çok şey istiyorum insani bir düşünceyle.

İnsanlık ölsun artık bence.

 Eğer bir üst seviye varsa oraya geçelim mümkünse. Kendi küçük ve aciz kullarımızı yaratıp onları yönetelim, sınava tabi tutup 280 derecede 20 dakika pişirelim. Kızgın tavada pembeleşinceye kadar bekletelim.

Ölelim öldürelim artık. 

Kimsesiz adalara düşüp saçı sakalı salalım. At eşşek filan avlayıp yiyelim. 

Bir son din daha gelsin. Uğruna cihatlar yaparak canlar alalım Allahın izniyle. 

12. Dünya savaşı çıksın, Almanya kazanınca biz de kazanalım. 

Beyazlar daha beyaz renkliler daha renkli olsun. 

Ovalayalım ovalayalım çıksın.

Aramızda ülker çikolatalı gofret sevmeyenler dolaşsın.

Aklımıza gelen tüm mantıklı ve mantıksız olaylara ol diyelim olsun.....

Çok şey istiyorum farkındayım.

Sadece istiyorum ama.....

Eylemerimiz ve düşüncelerimiz konu başlıklı o ünlü sözü bilen varsa yorumlara yazsın. 


-Abi beni bırak

-Ölünce bırakırım Abdülhey ölünce


                                                                         SON






Yorumlar

  1. Başka yazılarınızı da bekleriz efendim gayet güzeller yaz Cafer abin üzülmesin sonra.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...