Ana içeriğe atla

Başka Delinin Lafları

  1. SAYFA

Hisslerimi kaybediyor gibiyim doktor. Tek başıma kalmaktan korkuyorum galiba. Eskiden olsa kimseye ihtiyacım yok ben yalnız kurdum der ve ulamaya başlardım. 

Eskileri özlediğimi not et lütfen. 

Kimse beni anlamıyor. Çünkü ben kimseye beni anlatmıyorum. Gerçi çayını alıp karşımda oturarak beni dinleyen de pek kimse yok. 

Bir keresinde birisine sebepsizce ben mısır sevmiyorum, hatta nefret ediyorum diye yalan söylemiştim. O zamandan beri hiç mısır yemedim. Söylediğim yalana kendimin de inanmam olayı bu mu oluyor bilimsellikde?

Şimdi çıksam karşısına Ben sana yalan söyledim, aslında mısır severim desem ne yapar aceba? 

Aslında ben de sana yalan söyledim, dereotunu çok seviyorum der ve ağlayarak biribirimize mi sarılırız? 

Ardından hunharca mısırın üzerine dereotu döküp yermiyiz?

Sanmıyorum....

Ne mısırı be ne saçmalıyorsun yine sen. Kurtulamayacakmıyım ben senden beee der kesin. 

Tabi bir de kestane var tabi. Kestanede olaylar biraz tersine ama. Kestaneyi hiç sevmem ama bir keresinde seviyorum demiş bulunmuş tadına bakınca da sevmiştim. 

Bu kaçıncı kendimi kandırışım hatırlamıyorum. Ben kendi yalanlarıma çabuk inanıyorum galiba. 

Ne diyorsun doktor, iyileşip piyano çalabilecekmiyim? 

Bir de hep şeyi merak etmişimdir. Sanatsal çalınca da adi bir hırsız olar mı kayıtlara geçiyorum. 

İyileşmem için ne gerekiyorsa yapalım lütfen doktor. 

Gerekirse çocukluğuma da ineyim. Ama sizin de gelmeniz gerek benimle. Ben tek başıma inemem. Zaten zor çıktım oradan. 

Babam beni hortumla dövmek isterdi ama hortum alacak parası olmadığı için meyhanede kaç para ulen bir hortum diye masaya yumruğunu vurup dururdu. 

Annem siyah eldivenlerimi çalıp kaçardı. 

Boncuk atar tabancalar vardır bilirsin. Bir keresinde bana onlardan birini almışlardı. Gri renkte havalı bir makineydi. Üzerinde bir de KEDİ diye bir kelime yazıyordu. Zeki çocuktum tabi o zamanlar hemen çözdüm gizli mesajı. Hedefim kediydi. Bizim de şişko bir kedimiz vardı sıktım topuğuna. Kaçmaya başladı şerefsiz. Bırakmadım peşini takip ettim. Bir tane boncuğu bile boşa sıkmadım. Günlerce kediyi vurdum durdum. En son pes dedi ve bizim evi terketti. 

Sence benim çocukluk tramvayım bu mu doktor?

Bu arada ben denizden de korkuyorum. Sahilde oturup denizi seyredemem pek. Dalgalar her seferinde biraz daha ileri geliyorlar. İnsanlar bunu farketmiyor ama ben herşeyin farkındayım. Farkettirmeden her gidiş gelişde biraz daha yaklaşıyorlar. Dalgalar bu hain planlarından haberim olduğunu bilmiyorlar tabi. O yüzden deniz kenarında biraz oturup telefonum çalmışta beni çağırıyorlarmış gibi yaparak kalkıyorum. Dalgalar da bir işim çıktığını zannedip  beni bir dahaki sefer yakalamak için planlar yapıyorlar. Çocukluğumdan beri bunu bu şekilde tekrarlıyoruz. 

Kuş evlerini oldum olası hiç sevmem zaten. Birazdan kapılar ardına kadar açılacak ve o hayvan ötmeye başlayacak.  




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...