Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...
En son yayınlar

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...
 Ayyaş bir şairi canlandırıyorum. Eskimsi bir sigara kutusunun içindeki sarma sigaralarımla  beraber. Arka planda tüm toplumların sevdiği o şarkı çalıyor. Kimse durumdan rahatsız değil. Hafif Süleyman Çakır keyifliyim. Rahmet ve saygıyla filan anıyor, anılıyorum.  " Senden sonra 47 şehir gezdim. 8 kilo verdim. Saçlarımı kaç kez kestim. Kaç kez sakal bıraktım, bıyık bıraktım, geri kestim tekrar bıraktım. Dünya bilmem kaçıncı günde bilmem kaçıncı dönümünü tamamladı. Barış gelmedi. Savaş bitmedi. Seni özledim. İltica edecek tek yer bulamadım. Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım. Belki yürürsün aynı sokakta. Ayak izime denk düşer ayak izin. Belki saçlarına değecek nefesim. Belki sen de bir gün özlersin diye, seni uzakta bıraktım. Seni uğurladım. Sana kavuştum. Seni terkettim. Diyerek yorumladı adamın biri". Ben adamın dibi. Zamanı belirtmeyi hiç sevmem ama geceleğin,baykuşların sevişme sesi duyulur gibiydi. Ben bira içiyordum o şarap. Ben susuyordum o konuşuyordu. B...

DÜŞÜŞ 2 bölüm

 Hem biz o zaman kimdik ki nerelere giderdik? Hava iyice soğdu. Ateş yakmak için epeyce uğraştım ama sonuç hala eksi 22 derece. Keşke azıcık benzinim olsaydı, o zaman hemen tutuşurdu bu karda ıslanmış yarım yanmış siyah keresteler.  Sevgili Segey Melnik nerde kaldı acaba. Bu saate kadar çoktan gelmiş olması gerekti. Şu kibarlıgı aslında bir kenera bırakmamız lazım bence. Rusumsu hikaye karakteriyiz diğe her önümüze gelene sevgili,bay,efendim filan gibi iltifatlarda bulunmak zorunda değiliz sonuçta.  Nesi sevgili hem şu pislik Sergey Melnikin.  Benim tıpkımın aynısı sonuçta. Alkolik işe yaramaz beş parasız tipi bozuk üstü başı toz,kir,pas,plastik,is falan filan.  Nerde kaldı bu pislik. Ben onu hiç bu kadar bekletmiyorum.  Keşke geçen sefer iki şişe vodka için telefonumu satmasaydım. Şimdi Bay Melniki arar nerede olduğunu öğrenirdim. Gerçi telefonum olsa bile nasıl arayacaktım ki.. Bay Melnik de satmıştı telefonununu. Üstelik geçen sene 9 mayıs kutlamak için ...

DÜŞÜŞ 1.bölüm

 Astım değil asım. Hastalğını soruyorsan koah. hani şu nefes alamayanlardan. Evlerden Irak. Hem ne demiş Neyzen Tevfik " Ne ceket kaldı, Ne metelik cebinde ceketin" 268 ruble parayla çıktım evden. Nekrasov caddesi üzerinde yürüdüm epeyce. Eski adı Parvus olan şimdiki Veteran marketin önüne geldiğimde son dal sigaramın son nefesini ciğerlerime çekip izmariti eski bir teneke yağ kutusundan devşirme çöp kutusuna emanet ettim.  usul adımlarla merdivenleri tırmanıp bakkaldan bozma markete girdim. Yaşlı ve şişman Natalya yine buradaydı. Kendisinden daha yaşlı taburesinin üzerine oturmuş 2 kilometre uzaktaki minik televizyonuna bakıyordu kirli kocaman gözlükleriyle. Selam verip en ucuzundan bir paket Maksim sigarası istedim. Gözünü televizyondan ayırmadan tezgahın altından çıkarıp verdi. Yüzüme bakmadan 115 ruble dedi sadece. Bozuk kopekleri evirip çevirdim ve kendisi için 115 ruble ayırıp tezgahın üzerine bıraktım. Bozuk paraları saymak zorunda kaldığı için oflayıp pufladı.  Ne...

Alıştırmalık

Hangi ruh halindeyim hatırlamıyorum. Ulusta bir pavyon ortamında acı çekiyor gibiyim. Az sonra hesap 11 bin TL gelecek ve üç beş dolar bırakacağım masaya sanki. Çektiğim acıları bile unutmuşum. Bu acı geçmiyor ama bu acıyla yaşamaya alışıyorsun demişti insanlardan birisi. Ardından binlercesi güzel laf bu diyerek twik atmıştı. Hiçbir acı baki değildir,üflersin geçer demişti başka birisi. Tabi Bakiye yetersiz diyenler de yok değil. Alıştığımı farkettim. Korkunç. Alışmayan anlamaz amca. Ben artık    üzülmekten yoruldum. İçmekten yoruldum. Çok içip kusmaktan bile yoruldum.  Yorulmaktan yorulmak. Mücadele etmekten yorulduğumu söylemeyi unutmuşum.  Yaz kızım! Dertleşelim istersen. Gecenin bir yarısı kimseciklerin hepsi uyuduktan sonra sessiz sessiz arasam seni. Bütün dertlerini dinlesem. Benimkilerin yanına koysak senin dertlerini. Kardeş kardeş büyüseler orda. En azından bir rüya görsem. Konuk oyuncu olarak alsam seni. Çok mu şey istiyorum Sezai abi?  Güneş doğarken ...

PALYAÇO 2 sezon 1 bölüm

Tutmadan devamı çekilmiş dizi gibiyim Feramuz abi.  Ben en son vazgeçmişliğin pençesinde kıvranıyordum. Kanlar içerisinde ölüm meleğini beklemenin ne kadar havalı olduğunu bilirsiniz. Ölüm için melek yaratmak da ne bileyim neresinden bakarsan bak tutarsız. Ruhu geri çağırma gibi bir pratik çözümle bu olayı daha masrafsız atlatabiliriz. Hem ne demiş düşünür “Porsiyonlarımızı biraz kısarsak, bazı melekleri işten çıkarırsak bu sıkıntılı dönemi atlatabiliriz”Örneğin içimizde sırf kıyamet günü sur üfleyeceğim diye boş boş oturup diğerleriyle aynı parayı alan melekler var. Bu melekler işten çıkarılarak Yenikapıda sergilenebilir yahut cuma günleri ney çalarak müminlere hoş anlar yaşatabilir diye düşünüyorum. Öyleyse malım!