Ana içeriğe atla

Bank- Ayşe'nin ikinci gelişi


Uzun uzun tarifler vermeye gerek yok. Devamlı bir okuyucuysanız ortamın durumunu biliyorsunuzdur.
Saatlerden bazıları 20:14’ü gösterirken Ayşe geldi. Yıkılmadım oturuyorum diyebilmek için banka oturdu. Hemen sigarasını çıkarır diye düşündüm ama yanılttı beni.
Gök yüzüne baktı bir süre. Gözlerinden damlalarca yaşlar dökülmeye başladı. 

Bilmem bilirimsiniz, göz yaşlarının en dokunaklı halidir gök yüzüne bakarak ağlarken dökülenler.  Çaresizliğin son noktasında kendini dipsiz bir kuyuda hissedersin. Gökyüzüne bakarsın çaresizce bu kuyunun dibinden.  İşte tam o sırada acizliğin şerefine dökülmeye başlar damlalar.

Belki de sebep hep yukardaymış gibi düşündüğü için insanlık, yukarıya yani ona bakarak ne olur bitsin bu sınav bakışı atıyordur. Damlalar da acındırma aracıdır.

Kediyi yolladım Ayşe’nin yanına. Başlarda biraz miyavladı ama sonra gitti.
Ayşe kediyi görünce hemen banka davet etti. Biraz hâl hatır filan derken konu konuyu açtı.

Hayal kırıklığı demiştik zaten geçen sezon.

Selimi çok sevdi Ayşe. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur ama bir gün alev alırsa o samanlık, sevgisinden bile nefret eder hale gelir insanlık.
Sahiden nedir yere göğe sığdıramadığımız sevginin katili olabilecek şeyler?

Detaylara girmeden, evlat acısı bitirdi Ayşe’nin sevgisini. Selimin yüzünü bile görmek istemiyordu artık.

İnsanın en önemli parçası eksik olandır. O olmayınca var olan parçaları görmek bile istemezsin.

Tek kolu olmayan adamla iki kolu birden olmayan adam arasında kol kadar fark vardır ama tek kollu adam için bir anlam ifade etmez.

Kedi Ayşe’yi biraz sakinleştirmek için imanı zayıf birisine söylenmemesi gereken bir şey söyledi.  

Canı veren Allah, alan Allah. Senin de sınavın buymuş. Sabret.

Gök yüzüne doğru baş kaldırdı Ayşe.  Neden? Diye fısıldadı 17 kez.

Kedi kötü bir şey söylemedi ama Ayşe iyi bir şey anlamadı sanırsak.

Madem alacaktın neden verdin? Neden bu kadar bağlandıktan sonra aldın onu benden?
Cahil insan kızı işte. Sabretmenin karşılığında ödüllendirileceğini bilemedi.
İsyan edince yanacağını söz olarak bildiği halde isyan etti.

Cehennemde görürüm ben seni diye bağırdı ismini vermek istemeyen caminin müezzini. 

Sus lan diye karşılık verdi cesur cehalet.

Geç olsa bile güç olmadan bir paket sigara çıkarttı çantasından Ayşe. Madem ben yanacağım o zaman siz de yanın dermişçesine ateşe verdi masum bir sigara tanesini.  Duman kapladı bazı yerleri.

Ayşe nefretle doldurdu kalbinin odalarını. 3+1 olduğu için insan kalbi, çabuk doldu.  
İsyan bayrağını çekse de gökyüzüne, isyan bastırmaya kimse gelmedi. Zaten umursanmaz senin isyanın genellikle.
 Çok sevdirmediysen kendini amellerinle zamanında, hata yapmana seyirci kalınır. Sen hata yaptıkça senin için hazırlanan sıcak kazanların altındaki ateş harlanır durmadan.
 Yüce Rabbimize karşı gelmenin bedelini herkes öder. Ha bu tarafta ha öbür tarafta. Yarına kalır yanına kalmaz gibi sözler de zaten buralardan uyarlamadır.

Ayşe 4 sigara tanesini daha yaktıktan sonra kalktı ve çantasından oğlunun intikamını almak için aldığı tabancayı çıkardı.
Kunduralı Kutayın kafasına sıkmak istemişti ama Cengiz ondan önce davrandığı için öfkesi geçmemişti.
Mermiyi namlunun ağzına verdi ve silahı kafasına dayadı. Ama tetiği çekemedi. Dayanamayıp intihar etmeyi düşünecek kadar zayıf olan Ayşe başaramadı.
Genel çerçevede korkaklık olsa da intihar, o son tetiği çekme anı büyük cesarettir.  
Selim geldi tam bu anda. Ayşe’yi alıp evlerine götürdü.

Kediyi bakkala gönderip iki paket mavi kısa chesterfield aldırdım.
Çayı demleyip iki bira açtım. Belki sabaha karşı birileri gelirde acı çeker diye de bankı kapatmadım. Kimse gelmedi.

Bir gün ben oturacağım şu banka, acı nasıl çekilirmiş göstereceğim hepinize dedim. 
Sincap gülümsedi.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Palyaço 2. sezon 2. bölüm

Yalnızlığım mı mutluluk, mutsuzluğum mu yalnızlık? Kimsenin umrunda değil. Umrunda mı kardeş? Çocuğumu bırak. İzlememek gerek aslında bu tarz şeyleri. Kör etmem gerek iki gözümü birden. Var olmamam gerekiyor zaten. Özlüyorum çünkü. Zehra’yı deliler gibi özlüyorum. Zira deliler de benim gibi özlerdi. Zehra gelse, konuşmasak bile olur. Birlikte susarız. Susmak da bir çeşit barış sonuçta. Ersin Korkut sussun. “Neden Tanrım?” diyen herkes İsyandan, kulları kine ve düşmanlığa sevk etmekten Tutuklansın. Yargılanması da adli tatile denk gelsin. Hakim izne çıkmış, yerine stajyer bakıyor. İlahi adaletin stajyeri olur mu? Olur. Kullanılmayan develer Sarachane’de sergilensin. Üstlerine “görev verilmedi” yazılsın, Halk sadece bakmakla yetinsin. İsmail YK kimseye beddua edemesin. İsmet İnönü’ye gereken önem verilsin. Tarihi parantezlerden çıkarılsın. Hz. İbrahim cinayete teşebbüsten yargılansın. Ama sonunda “akli dengesi yerinde değildir” belgesi alsın. Hz. İsmail devlet korumasına alın...

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

Düüşüş 3 Bölüm

Harabemdeyim Döt duvar arasında bile değil, biri yıkıldı zira. 4. duvarın yıkılması sadece sinamada filan ilgi çekiyor. Gerçek hayatda nemli, rutubetli bir yer. Dış kapıyı alacaklılar bekliyor, iç kapıyı dillere destan servetim. Elektrik faturasına bakıp güneşe küfrediyorum. Madem bu kadar parlaksın, neden ısınamıyoruz? Az önce camdan dışarı bakmak istedim ama cam kırıldı diye yerini kartonla kapattım. Yataktan kalktım ama ruhum hâlâ yastıkta. Yastık dediğim de, yıllar önce üstünde tavuk döner resmi olan bir tişörtüm vardı, o artık yastık kılıfı. Tişört mü yastık oldu, ben mi battaniye oldum, belli değil. Kapağını açacağım bir dolabım bile yok. Olsaydıda kesin içeride üç dilim ekmek, iki de salatalık olurdu. Üç gündür et yemedim. Telefonum hâlâ yok. Ama öyle bir noktadayım ki, kimseyi aramak istemem, kimse de beni aramasın zaten. Bir ara düşündüm… İş bulayım dedim. Ama sonra dedim ki, "kendini bile kaybetmiş bir adam işe nasıl gitsin?" Yazı yazayım dedim. Kalemi elime aldım, ...