Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ANLAMSIZ HAYATLAR

 Rusyanın soğuğunun namını hepiniz duymuşsunuzdur. Şiirsel bir dille tarif etmeye çalışacak olursam zorlanırım, Kafiyelerim donar. Ama şunu söylemek isterimki buralarda sokakda kalan ayyaşlar ya donarak ölür yahut kol ve bacakları kesilir. Eksi 40 45 derecenin raconu budur.  Yine o kavurucu soğuk günlerden birinde bir toptancılar sitesi hayal edin. Büyük kocaman tırlar gelir giderdi. Kimisi içine atar doldurup biriktirir kimisi gelir içini boşaltırdı buraya. İnsanlar sağa sola koşuşturur, ayyaşlardan oluşan amele ordusu leş gibi kokardı.  Akşama kadar yük taşır amelelik yapar, akşam da kazandıkları tüm parayla satınalabildiğine içerlerdi. Gidecek yerleri olmadığı için bir köşede sızıp kalırlardı.  Ayak parmakları kesilmiş Andrey zar zor yürür karın üzerinden.  Deli Vanya her sabah birileriyle kavga eder.  Yaşlı Mongol ölmek için gün sayar yavaş yavaş içerek. Kumar düşkünü Sergey bugün kazanacağım umuduyla girer kaldıramayacağı yüklerin altına. Kazanmaz ama....

PALYAÇO FİNAL

 Bir zamanlar yaşlı bir adam vardı. Vadesi doldu göçüp gitti bu dünyadan.  Günün hangi saati olduğunu tarif etmekten sıkıldım açıkcası. Güneş şöyle afilli bir şekilde doğuyordu yahut hüzün içerisinde boğularak batıyordu umrumda bile değil bu sefer.  İnsanlar hep aynı. Mutlu olanlar için iyi,mustuzlar için iğrenç alçak varlıklar.  Dokunaklı olaylar, düşündürücü finaller, hafızalara kazınan vay be gibisinden hatıralar.  Aşşağı yukarı böyle hissettirecekti galiba benim hikayem.  REKLAMI ATLA Devam etmeyecek artık.  Bir kitabın sayfalarından kısımlardı bölümlerim. Saçmaydı bunu en iyi ben biliyordum. Bana da yaratıcım yani yine ben söylemiştim.  Kitabı yaktık. Küllerini komşuya verdik ihtiyacı vardır belki diye.  Artık palyaço yazmayı bırakıyorum. Belki bir süre sonra yazmayı da bırakırım.  Şimdilik kafamda güzel olabilecek bazı hikayeler var onları da denedikten sonra sigara yakıp bırakırım galiba.  Yazamıyorum Cafer abi diye ağlamak i...

3. ŞANS

Sabahın ilk ışıkları mı uyandırdı insanlığı yoksa açık pencereden giren soğuk esintiler mi bilinmiyordu. Bir şekilde uyandı birileri. Şaşkınlık içerisinde izledi etrafı. Anlamaya çalıştı bilmediği bir yerde uyanan biri edasıyla.  Ben buraya nasıl geldim gibisinden düşünceler.... Yazmak istiyorum diye fısıldadı gömülü yazar torağın altından. Kimseler duymadı sesini.  Erkenden, gözleri ayların uykusuzluğundan kan çanağına dönmüş tembel buz gibi havada işe kalktı gitti.  Cahillerin  arasında kalıp cahilce konuşmaya çalıştı hiçbirşey bilmediğini bilen lavuk.  Tek başına kalmanın verdiği o saçmalığı özlüyordu hain.  Bütün tanrılar inadına yaşatacak bu diyerekten ölüm meleklerini göndermiyordu kanlar içinde yatan ceset için.  Bazen bir fikir..... tekrar dene diye rahatsız ediyordu gerizekalıyı.  Canına tak ediyordu sürekli mazlumun.  Cezasını fazla buluyordu mahkum.  Bir bileklik vardı bileğinde, sürekli bakıp orada mı diye kontrol ediyordu ya...

PALYAÇO 9.Bölüm

Can sıkıntım halen geçmedi. Depresyondayım. Çıkınca yazarım siz değersiz okuyucularıma. Kimse yok zaten galiba. Okuyan varsa aşşağıdaki linkten şarkıyı dinlesinler. Bu bölüm de boş. Evet. Beğenmiyorsan defol git şerefsiz. Pislik Palyaço herif

PALYAÇO 8.Bölüm

Merhaba. Ben Palyaço. Nasılsınız? Beni soracak olursanız haber edin lütfen. Mecnun diye bir tavuk varmış eskilerden. Aşkı için samanlıkta viran mı olmuş ne olmuşsa artık tam emin değilim, hatırlamıyorum. Ben anlamam öyle büyük aşklardan. Küçük aşkların küçük insanları misali. Soğudum yazmaktan. canım sıkıldı. Devamını yazmam herhalde. Haydi çok kötü davranın karşınızdaki lavuklara......  

PALYAÇO 7.Bölüm

DOĞUM GÜNÜM KUTLU OLSUN Bugün benim doğum günüm. Sabah erken kalktım. Evi at götürüyordu, durdurdum.  Ortalığı topladım. Birikmiş bulaşıklar yıkandı, bira şişeleri toplandı ortalıktan, koltuk yastıkları düzenlendi. Ardından alışveriş için markete gitmeye karar verdim ve gittim. Sincaptan takas usulü ile alışverişimi yapıp eve döndüm. Poşetleri mutfağa koyup salona geçtim. Bir bira açtım kendime. iki de çekirdek çitledim yanında. Biramı bitirip mutfağa geçtim tekrardan. Aldıklarımı buz ve normal dolaplara yerleştirdim. Sonra güzel bir yemek yaptım adı İntikam. Soğusun diye dolaba bırakıp tekrardan salona geçtim. Az önceki bira olayına bir dejavü yaşadım. Ama bu sefer çekirdeği abartıp 8 tane çitledim. Biraz uyudum sarı koltukta. 3 saat sonra...... Kalktım bir sigara yaktım. Bir eski kül tablası var benim evde camdan saçma sapan bir şey.. Yapan adam lüzumsuz şekiller vermiş. Onun içinde  bir adet sigara izmariti södürdüm. Yunus ne güzel demiş diye düşündüm....

PALYAÇO 6.Bölüm

9 Eylül sabahıydı... Psikolok hanımın yanına gittim. Kadınla sohbet etmek için kapıda para istediler benden.  Aslında sohbet de etmedik. Ben anlattım o da anlıyorum, e peki sonra ne oldu gibisinden cümleler kullandı. En sonda bir Palyaço var dedi ona git seni braz güldürsün çok içine atmışsın herşeyi dedi. O palyaço benim deyince şaşırıp kaldı.   ŞAKA Bir süre sonra asistanı kapıyı çaldı ve süremiz bitti. Bir sonraki seansta devam etme konusunda andad kaldık kadıncağazla. Daha sonra eve geldim. Bir randevum vardı umutsuz vaka ile. Hazırlık yapmam gerekiyordu. Buzdolabından kıyma çıkardım, patateslerin içini oydum, parmağımın ucunu kestim. Mis gibi asilzade kanı koktu ortalık. Köfte yaptım bir süre sonra,yanında da patates kızartması. Keşke balık yapsaydım diye de düşündüm hatta. Daha sonra küçük masayı balkona çıkardım, üzerine örtü falan sermedim. Alkol bardakları ve arkadaşlarını getirip masanın üzerine yerleştirdim. Hepsi yerinden memnun gibiydi. İçer...