Hikayenin
girişi soğuk.
Etraf soğuk olduğu için elleri donmak üzere
olan bir adam. Adam gibi adam değil, sıradan bir adam. Gecenin karanlığına meydan okuyan kar
taneleri onun için geceyi aydınlatamıyordu. Gözleri göremiyordu çünkü var olan
ışıkları. Pantolonu ince olduğu için acayip üşüyor ama umrunda değilmiş gibi
davranıyordu.
Sıkıntıları
vardı adamın. Anlatsam çok da bir şey değilmiş diyebileceğiniz türden
sıkıntılar belki ama adamımız birilerinin (günah olduğu için isim
vermiyorum) onun kaldırabileceğini sandığı
için ona verdiği yükden yorulmuş soluklanıyordu.
Kendi
aramızda Cahit diyelim biz ismini vermek istemeyen ana karaktere.
Cahit 24
yaşında part time garsonluk yapan bir öğrenciydi. Çok güzel olmasa da kendi
bakış açısından baktığında dünyaların güzeli bir de sevdiceği vardı.
Reklama
girer diye kızın ismini söyleyemiyoruz ama biliyoruz o kızı da.
Sınavlarının
kötü sonuçlandığı bu dönemlerinde harçlığını ve
kirasını kazandığı işten de ayrılınca Cahit tek tutunacak güzel şeyi
olan o kıza tutunmuştu.
Kız ise baya
böyle sokakta yol sormak istediğin kızdan ters tepki alırmışçasına üff
napıyorsun be salak falan gibi tavırlar sergileyerek Cahiti ve okuduğumuz zaman
bizleri kendine pislik be dedirtecek kıvama getirmişti.
Annesi ve
babası da yoktu ki Cahitin onlara
yaslanıp birazcık da olsa bu zor imtihanın ortasında soluklansın.
Cahit parkta
tam 3 saat 11 dakika oturdu. Sigara içmiyordu. İçseydi eminin 1,5 paket
sigaranın ağzını burnunu kırardı.
Bu
sigaraları sevindirirken sigara üreticisi ve bakkalları çakkalları üzmüştü.
Sigara lobisi Cahitin sigaraya başlaması için planlarını yaptı.
Bütün bunlar
ve diğer bağzı şeyler 2,5 ay daha Cahiti sınadı. Cahit başlarda sabretti.
Mücadele etmeye çalıştı ama nafile.
Benden size
ve Cahite taktik: mücadele ederseniz sınav yapan ismini vermek istemediğim kişi
daha da zorlaştırıyor sınavı.
Bunun
çeşitli örnekleri de var tarihte.
Örnekler için dm’den bazı arkadaşlara
ulaşabilirsiniz.
Neyse gel zaman
gitme zaman, saat daha erken nereye gidiyorsun kalsana ya zaman derken Cahit
tükenmiş ve anlamlı şeyler anlamını kaybedip onu yıpratmıştı.
Detaylara girmiyorum
çünkü Cahit okuyunca canı sıkılabilir. Belki de yazınca ama farketmiyor artık
pek.
Kurgulanmış yerler
olayın Cahitle ne alakası var oğlum dedirtebilir sizlere ama kamufülajlı bile
olsa hikayenin kuluçkası Cahitin yaşadıkları.
Neyse konuyu
fazla saptırmadan konuya geri dönelim.
Yine gece
saat 4 filan, bekçi kulübesinde oturmuş boşluğa bakıyorum. Cahit geldi mezarlığa.
Boş olduğu
zamanlarda bu benim bankım dediği banka oturdu ve bir sigara yaktı.
Hain sigara
lobisi malum kişiye 5 vakit rüşvet verip Cahitin sıkıntılarını arttırarak Cahit’i
sigaraya başlatmışlardı.
Bir of çekti
yeryüzü. Ama korkudan saklanırmışcasına bir of …. Malum
kişi is watching
Neyse beni
de is wathing olduğu için konuyu kapatıyorum
Gelelim
Cahit’e müsaitse….
Cahit diyor
ki: yoruldum abi yoruldum. Neye elimi atsam kuruyor. Hangi yolu denesem yine aynı yola gelip
çıkıyor.
‘ sınav
oğlum bu’ dedi bir yerlerin bilmem çok bilmiş bir şeysi
‘Abi sınav dedim
ben de başta sabrettim dua ettim ama ne bitmez sınavmış bu ya’ dedi Cahit
‘sabret
oğlum sonunda Yüce Rabbim en güzelleriyle ödüllendirecek seni’ diye fısıldadı
son moğol ordusu.
Bir anda
yükseldi Cahit. ‘istemiyorum’
Ardından hemen
düşüşe geçti ve kısık sesle ‘artık istemiyorum ödülünüzü’ diyerek gök yüzüne
baktı….
Bekçi kulübesinde
bir cuğara yakıp kül tablasına bıraktım. Şerefe şerife dedim kendi kendime. Ama
sessizce. Kendim bile duymamalıydım zira.
Cahit kalktı
gitti hikaye bu gecelik bitti.
Tam başka
gece görüşmek üzere diyecektim ki ‘deme abi belki gelmez’ dedi selim.
Oğlunu kaybetmiş
acılı korkak bir babaya ne kadar güvenilir bilmiyorum. Ben olsam alır o silahı Cengizin
kafasına vururdum açıkçası….
Çay koyduk
ve başka bir geceyi bekledik.
Zaman tuz
gibi delip geçti ve o gece sabahlar olmayacakmışcasına başladı.
Saat 11 gibi
Cahitin bankına 2 delikansız oturdu. Kekoca muhabbetler edip yan sınıfdaki kızı
konuştular. Selime dedim olum kovala şunları. Ama duymadı beni. İnsanoğlu bizi
duymuyormu yoksa dilimizi mi bilmiyor anlamış değilim hayla.
Zaten baykuşlar
o kadar da bilge değillerdir. Orman masalları fake tamam mı.
Cahit geldi
4 saat sonra. Sigarasını yolda yakmış dumanı 2 metre yükseldikten sonra
kayboluyordu.
Hayırdır
Cahit neden geldin yine mezarlığa diye sormadım hiç. Duymayacak duysa da anlamayacaktı.
43 dakika felan
oturdu. Sonra ağlamaya başladı.
13 dakika ağladı.
Bir adam geçiyordu önünden, utanarak
gözyaşlarını saklamaya çalıştı. Adam bunu farkedince mi durdu yoksa Cahitin
yanına mı geliyordu ben ve diğer baykuşlar anlamadık hiç.
Adamı tarif ediyorum:
Ak sakallı dede
Adam Cahitin
yanına oturdu ve sabret evlat dedi.
Cahit adama
öfkeyle bakacaktı ama yaşlı olduğu için saygıda kusur etmedi.
‘Sabrediyorum
zaten ama artık tükendim’ dedi.
Adam : Allah
beni senin için gönderdi. Artık ödüllendirilme zamanın geldi. Geçecek bütün sıkıntıların. Rahatlayacaksın. Allah
gönlüne göre olanı verecek sana. İşin de derslerin de düzelecek. Merak etme sen
gönlünü ferah tut gibisinden şeyler söyledi.
Birkaç detay
daha verdi ama Cahit onlar benim özelim onları anlatma dediği için anlatmıyorum.
Sonra adam
elini cebine attı ve cebinden para çıkarttı. 25 kuruşu Cahite uzatıp bunu
yanından ayırma bu sana yardımcı olacak dedi ve kalkıp gitti. Yolun öteki tarafına
geçincede önünden otobüs geçti ve adam kayboldu.
Şimdi 25
kuruş saçma olmuş diyeceksiniz. Ben de öyle düşündüm. Benim başıma gelse ciddiye almam.
Ama yıkılmış
bir insan olarak Cahit tutunacak bir dal olarak gördü bunu. Geçen sefer de söyledim ya tutunacak birşeyi
olmayanlar saçma şeylere tutunurlar gibisinden.
Cahit ayağa
kalktı ve 25 kuruşa uzun uzun baktı. Aslında 25 kuruşa değilde bu 7 ayda
yaşadıklarına baktı filim şeridi denen şey gibi.
Değer mi
diye seslendi şeytan.
Değmez…..
Fırlatıp attım
o 25 kuruşu.
Belki bana
bir şans verdin ama sofra kalktıktan sonra gelen tuzun tadı saçma olur.
Geç kaldın
be cnm. Ben artık senden geleceklere fazla şey etmiyorum ………

Yorumlar
Yorum Gönder