Güne ahiret
sınavında Zeusla karşılaşmış mümin gibi başladım. Yıllaca fatiha okuyup namaz kılmış birisi
olarak öldükten sonra 5. boyutdaki güvercinlere binip boyutlar atlayarak arafa geleceğimi düşünürken
bir anda kendimi Olimposda bulmuştum.
Çılgın tanrı
Zeus sağa sola yıldırımlar fırlatarak dehşet saçıyordu adeta. Bense donup kalmıştım,
dünyam yıkılmıştı resmen. Ama bu resmen resmiyet anlamında değilde resimde
aksettirilene göre anlamında kullanılmıştı.
Zeus sırayla
sınava gelenleri yıldırımıyla kül ediyor ardından suda boğmak üzere Poseydona
havale ediyordu.
Bana sıranın
gelmesine daha çok vardı ama yinede korkudan titriyordum.
Kendime iyi bir
savunma hazırlamam gerekiyor fakat aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Tek çare pişman
olduğumu söylemek, özür dilemekti.
Ortam çok
soğuktu, rüzgar esiyordu. Camı açık unutmuştum sanırsam.
Neyse gel
zaman gitme zaman, ne olur sen bari kal zaman derken sıra bana yaklaştı. Bir az sonra da zaten benim sıram geldi.
Zeus çok
heybetliydi. Bir anda bağırdı. Senin tanrın kim diye. Öyle bir bağırdı ki Olimpos
titredi resmen. Ya hayır abi insanlara düzgünce soruyorsun da bana niye
bağırıyorsun filan gibisinden şeyleri söylemedim hiç. Yemedi açıkçası.
Çok korkmuştum,
titrek bir sesle ‘ sizsiniz yüce Zeus’ diye cevap verdim
Peki kitabın
ne diye sordu bu sefer de
Kitap mı?
Ulan
mitolojide kitap yoktu ki, kitap nerden çıktı şindi.
Acilen bir
kitap söylemem, kitap ismi uydurmam gerekiyordu.
Oğuz Atay Tutunamayanlar
dedim istemsizce. Valla bravo dedi yüce Zeus.
Meğersem Oğuz
Atay Zeusun elçisiymiş ama itlik olsun diye kimseye söylememiş. Kitabı yazmış
raflara koymuş gitmiş, o kadar. İnsan bi
söyler değil mi…….
Z: Ee ne diyor
kitapda?
B: Hangi kitapda?
Z: Tutunamayanlarda…….
B: İşte adam
olun akıllı olun gibisinden bi sürü güzel şey.
Z: Okumadın değil
mi kitabı?
B: Ya okudum
da şey ben unuttum, ama okudum yani.
Z: Siz cumaları,
ya da bayramları, en olmadı biri ölünce ne okuyorsunuz.?
B: Tutunamayanlar.
Z: Yalan söylüyorsun
uleen….
Anasını satayım
koca Zeus bir anda Kadir İnanıra bağladı. Daha ne saçmalık olur ki diyemeden. Zeus
yıldırımı saldı üzerime. Tam yıldırım beni kül edecekken HAYIR… diye bağırdım ve bu saçma rüyadan
uyandım.
En az 1
dakika filan ne olduğunu, nerde olduğumu anlamaya çalıştım.
Bu ne biçim bir kabustu ya….
Kalktım bir
bardak su içtim. Sonra pencereye doğru
yöneldim. Gerçektende camı açık
bırakmıştım. Dışarda da yağmur yağıyordu.
Kendime gelmem
için bir az pencereden dışarıyı izledim. Temiz hava iyi geldi aslında.
Tam camı
kapatacakken köyün camisinden ezan sesini duydum. Sabah namazının zamanı
gelmişti. Hazır uyanmışım kılayım diye düşündüm.
Gidip abdest
aldım güzelce. Huzur doldu içim resmen. Solona
geldim seccadeyi serdim ve niyet ettim. Tam namaza duracakken bir anda gök gürledi
ve yıldırım düştü. O yıldırım tam bizim köye düştü. Hem de bizim eve. Salona, hatta benim kafama.

Yorumlar
Yorum Gönder