Yeraltı
dünyasında durgunluk dönemlerine girilmişti. Babalar kendi arazilerini paylaşıp
kabuklarına çekilmişlerdi. Herkes haracını alıyor, kumarını oynatıyor falan
filan.
Bu düzen 7
yıldır böyle devam ediyordu. 7 yıl önce Ahmet ağa denen bir baba kendisine
rakip olan herkesi öldürmüş ve kendi liderliğini ilan etmişdi. Bunun üzerine diğer
babalar da Ahmet ağaya biyat edip onun liderliği altında işlerine devam
etmişlerdi.
Ahmet ağanın
oğlu Cengiz babasının şımarık oğlu olarak alemlerde gezip tozmaktaydı. Paranın
ve gücün getirdiği özgüvenle bir şeye benzeyen bu çocuk sabah akşam gezip
tozar. Son model arablara biner, her gün bir kızlar gününü gün ederdi.
Bu dünya
böyle sürüp giderken aynı şehirde fakat başka bir dünyada yaşayan Selim ise bir
fabrikada güvenlik görevlisi olarak çalışıyordu.. Selim askerliğini komando olarak
yaptığı için bir arakadaşının referansıyla bu işe girmiş kıt kanaat
geçiniyordu.
Ayşe diye bir kızı seviyordu. Ayşe de Selimi
çok seviyordu. Selim askerdeyken Ayşe onu beklemiş, gelince de Selimin ailesi
çiçeklerini, çikolatalarını alıp
istemişlerdi Ayşeyi.
Sözlenmişerdi
hatta küçük bir törenle .
Ayşe
öğrenciydi. Büyüyünce Türkçe öğretmeni olacaktı. Tabi eğer atanabilseydi.
Neyse işte
bu hayat da böyle sürüp devam etti. Ve uzun bir süre bu iki farklı hayat
kesişmedi.
Hatta bir
gün Selimle Ayşe bir parkta buluştular. Selim Ayşeye papatya almıştı. Ayşe çok
sevinmişti. Bir süre parkta oturdular. Konuştular geçmişten ve gelecekten.
Havalar da
güzeldi, aslında saatlerce daha otururlardı ama Selimin işe gitmesi
gerekiyordu. Kalkma zamanları gelmişti.
Normal olarak da kalktılar.
Ayşe eve
yürüyecek Selim de otobüse binecek ve işe gidecekti. En azından planları buydu.
Ama kimse o an az sonra ne olacağından haberdar değildi.
İki aşık
durağa kadar geldiler. Selim durakta durdu Ayşe eve gitmek için karşıya geçecekti.
Tam bu sırada Ahmet ağanın oğlu Cengiz son model arabasıyla son sürat o yoldan
geçiyordu. Ayşe tam yola adımını atacakken Cengizin arabası rüzgar gibi geçti
Ayşenin yanından. Hatta o kadar hızlıydı ki geçerken Ayşenin saçlarını da
savurdu rüzgar. Selim arabanın arkasından bağırdı ayı, eşşek filan diye ama ne
fayda. Cengiz çoktan Yozgat’a varmıştı.
Aslında
Yozgat’a gitmiyordu ama hızını alamamış Yozgata kadar gitmişti. Bunu farkedince
de geri döndü zaten.
Neyse işte
dediğim gibi kesişir gibi olsada bu iki hayat kesişmedi uzun bir süre.
Günü
geldiğinde ise işin rengi değişti.
O gün bu
olaylardan 11 yıl sonra oldu. Selimle Ayşe evlenmiş Erdem isminde 3 oğulları
olmuştu. Gıcıklık olsun diye üçünede aynı ismi takmışlardı. Bir az manyaktı
Selimle Ayşe.
Cengiz ise
babasının ölümünden sonra işlerin başına geçmiş ama adaletli bir insan olmaya karar vermişti. Mafya babasıydı
ama bildiğiniz mafya babalarından değil. Dizilerdeki sempatikleştirilmeye
çalışılan türden. Kadın ticareti yapmayan, uyuşturucuyu zor durumda kalırlarsa
sadece yurt dışına satan, kara para aşk tadında bir mafya babasıydı işte.
Neyse gel
zaman git zaman, böyle gitme ne olur zaman derken Cengiz de evlendi ve Ali Sami
Sarper diye bir oğlu oldu. Cengiz de manyak olduğu için tek oğluna 3 isim
koymuşdu.
Zaman su
gibi akıp akarını bulunca bu anlattığım takvimden de bir 4 yıl daha geçti.
Cengizin
oğlu ve Selimin oğulları okula başladılar. Tesadüf işte aynı okula gitmeye bile
başladılar. Aslında tesadüf değil ya
baya konuyu bir yere bağlayacağım için aynı okul diye şey ettim.
Zamanla Selimin oğullarıyla Cengizin oğlu
yakın arkadaş oldular. Kanka denecek kadar yakın. Ama biribirilerine kanka diye
hitap etmediler çok şükür.
Bir gün Ali
Sami Sarper Erenlerden birini evine misafir çağırdı. Hangisini bilmiyorum ama.
Tam emin değilim aslında. Ben zaten oldum olası bu ikiz ve üçüzleri
biribirinden ayırt edemem.
Eren Ali
Sami Sarpergilin evlerine misafir olarka gitti. Ve bir gece onlarda kaldı.
O gece işte
oldu olanlar.
Cengizin baş
düşmanı Kunduralı Kutay lakaplı birisi o gece Cengizin evine roket attı. 3 tane hemde. Ardından da mutluluklar dileyip
klişe yaptı. Belki de bu klişeyi yapan ilk insandı ama sözde bir klişeydi.
O evden Sadece Cengiz sağ çıktı. Geri kalan
herkes öldü. Cengizin ve Selimin oğlu dahil. Zaten herkes diyorum daha ne
olsun.
Cengiz
oğlunun cenazesinden sonra Kunduralı Kutayı buldu ve karnına hançer soktu.
Selim ise
oğlunun ölümünden Cengizi sorumlu tuttu ve Cengizin evine hesap sormaya gitti.
Bağırdı çağırdı. Cengiz oğlunu yeni kaybetmiş bir babaydı. Selimin karşısında
bağırmasına tahammül etmedi ve çekti silahını çat çat çat diye havaya 3 el ateş
etti.
Selim baya
tırstı … özür dileyerek ordan ayrıldı ve yasını tutmaya devam etti.
Ayşe ise
oğlunun acısına dayanamadı ve hakkın rahmetine kavuşmadı. Derdinden yatakalara
düşüp süründü hep.
Çocuklar cennete
gittiler ve bir daha kendilerinden haber alınamadı.

Yorumlar
Yorum Gönder