Amaçsız,
güzel de değil.
Zaten güzel olsaydı buraya yazmazdım. Kimse mutlu anları yazmaz. Mutluluğun büyüsüne
kapılıp elindeki kalemi yavaşça yere bırakır insan kızı. Yazıyorsa şayet, o da
saçmadır.
Mutlu hikayelerin
dinleyeni veya okuru olmazmış.
Mutluluklar,
paylaşınca çoğalır diye fazla paylaşılmamaktan nesli tükenmekte olan hayvanlara
kafa tutar oldu.
2.
şahısların hikayesini anlatan 3. şahıslarız biz. Tekil olanından üstelik. Mutlu
veya mutsuz karelerdeki ayrıntılardan ibaret hayatımız. Olayların ana karakteri
olmadık hiç.
Emirler gibi
gelir sağdan soldan kelimeler.
Palyaço kalk,
palyaço gel, palyaço git…
Palyaço
kalkar, palyaço gelir, palyaço gider. Ama içten içe kendine sitem eder.
Güldürdüğü içindir
belki, palyaçolar ciddi konuların diyaloglarına da davet edilmezler. Gülemeyince
eksikliği hissedilir belki fakat geri kalan zaman dilimlerini ince ince doğramış
ve orada palyaçoya yer vermemişlerdir.
Sitemimiz büyür
sadece, dışa yansımaz asla. Belki karanlık çökünce, makyajı silinince belli
olur biraz ama kimse görmez, göremez.
Keşke dünyayı
palyaçolar yönetse. İşte o zaman sitemimizin gazabı ağzınızı burnunuzu kırar.
Bir çocuğun
doğum günü partisine çağrıldım dün. Büyük bir villanın havuzlu olan bahçesinde
kalabalığın arasına karıştım.
Belirli bir ücret mukabilinde geleceğin zengin,
şımarık itlerini komiklikler yaparak eğlendirdim.
Oysa şimdilerde o kadar masumlardı
ki. Kendilerine it dediğim için okuyucu kitlesinden tepki alsam sevinecek
duruma gelirim. Ama okuyucu tepkisiz olduğu için rahatça sağa sola it diyerek
ilerliyorum.
İnsan kızı
ve oğlu zamanla nasıl değişir, masumluğunu kaybeder diye bilimsel bir makale
filan yazsada birileri okusak. Ya da varsa siz bana link atın. Çilekli olsun
ama.
Evde bir kedi besliyorum, adı Homidigırtlak. Mendebur bir hayvan kendisi. Nankör oluyor zaten bunlar. Tüy döküyor sağa sola. Pislik, bit torbası, yün yumağı, aşağılık bir hayvan.
Geçenlerde
gelmiş bana diyor abi bira kaldı mı diye. Yok lan sana bira mira dedim
yolladım. Ya verirsin birayı da içip içip miyavlıyor sonra.
Homidigırtlağın
bir lafı vardır ama kedice bilmediğiniz için yazmadım buralara.
Geçen gün evde
Neşet babadan Ah yalan dünya diye bir müzik dinliyoruz, efkarlandı bu baya.
Abi ben bunu
hakkedecek ne yaptım falan gibisinden triplere girdi.
Haline şükret
oğlum Allah seni insan olarak da yaratabilirdi dedim, verdim ağzının payını.
Kendime
gelecek olursak ortalığın dağınık olduğunu görürüz.
Benim bitirdiğim
bir bitik.
Hiçbir amacı olmayan, amaçsız birisi.
Hiç öyle
sanıldığı gibi özel kurtarıcı olarak gönderilmiş beyaz takım elbiseli,
güvercine dönüşebilen adam değildim.
Akşamdan
kalıp, akşama kadar dayanıp, akşamları
yine sızana dek içmekten başka elinden bir şey gelmeyen adamın benzeri.
O günü hayal
meyal yahut meyal hayal (yerlerini karıştırmış olabilirim) hatırlar gibiyim.
Cereyan eden bazı olaylardan sonra sigara içmek için balkona çıkıp, sigara
içmiştim. Tam geri dönecekken içimden bir sigara yakmak daha geldi. İçimden gelince
yaparım ben.
Ciğerlerim
bayramı tekrar kutlamak için hazırlığa başlamışken binanın bahçesinde ağlıyordu
birileri.
Aslında benim
suçum yok bu olayda. Ağlamasa umurumda olmazdı hiç. Ben mi dedim ağla diye?
Ağlamasaydı ben de yanına gidip konuşmazdım
Devam edecek
mi?

Etsin çünkü lütfen Palyaço bizi etkiledi hep güldürecek değil ya!
YanıtlaSil