Ana içeriğe atla

Kayıtlar

25 kuruşluk sanŞ

Hikayenin girişi soğuk.  Etraf soğuk olduğu için elleri donmak üzere olan bir adam. Adam gibi adam değil, sıradan bir adam.  Gecenin karanlığına meydan okuyan kar taneleri onun için geceyi aydınlatamıyordu. Gözleri göremiyordu çünkü var olan ışıkları. Pantolonu ince olduğu için acayip üşüyor ama umrunda değilmiş gibi davranıyordu. Sıkıntıları vardı adamın. Anlatsam çok da bir şey değilmiş diyebileceğiniz türden sıkıntılar belki ama adamımız birilerinin (günah olduğu için isim vermiyorum)  onun kaldırabileceğini sandığı için ona verdiği yükden yorulmuş soluklanıyordu. Kendi aramızda Cahit diyelim biz ismini vermek istemeyen ana karaktere. Cahit 24 yaşında part time garsonluk yapan bir öğrenciydi. Çok güzel olmasa da kendi bakış açısından baktığında dünyaların güzeli bir de sevdiceği vardı. Reklama girer diye kızın ismini söyleyemiyoruz ama biliyoruz o kızı da. Sınavlarının kötü sonuçlandığı bu dönemlerinde harçlığını ve  kirasını kazandığı işten de ayrılı...

Deli Necla

- Deli Necla nasıl delirdi? - Valla o  kısa  mesele ya - Olsun ya anlat ya benim de zamanım kısıtlı zaten. - Şimid bu Necla lise zamanında ergence birine aşık olmuş. 3 sene boyunca da adamı beklemiş. Cocuk bildiğin eski günahkarlardan. Diz kapaklarına kadar günaha batmış resmen. Sonra bu çocuk günahlarını telafi etmek için günah çıkarmaya gitmiş. Hepsini tam çıkaramayınca da kıza gelmiş. Kız iyi birisi olduğu için çocuğa yardım etmiş. Ve onun için fedakarlık üstüne fedakarlık dizmiş. Sınavlarda kopya vermiş çocuğa…  Hatta bir sınavda kız kendi kağıdını bırakmış ve kağıt da yere düşmüş, Gitmiş çocuğun kağıdıyla ilgilenmiş. Çocuk sınavdan 100 almış ama kıza hiç pay vermemiş. Kız başlarda sanmış ki bu buna aşık. Ama meğersem bu hiç de bu değilmiş. Kızı kullanmış resmen. Sonra zamanı gelince de bırakmış kızı gitmiş çocuk.  Eski günahkar hayatına geri dönmüş. Kız da sinirlenmiş ve demiş ki : Vurursunuz eyvallah ama ölmezsek sıkıntı büyük a...

BABALAR BABADIRLAR

Yeraltı dünyasında durgunluk dönemlerine girilmişti. Babalar kendi arazilerini paylaşıp kabuklarına çekilmişlerdi. Herkes haracını alıyor, kumarını oynatıyor falan filan. Bu düzen 7 yıldır böyle devam ediyordu. 7 yıl önce Ahmet ağa denen bir baba kendisine rakip olan herkesi öldürmüş ve kendi liderliğini ilan etmişdi. Bunun üzerine diğer babalar da Ahmet ağaya biyat edip onun liderliği altında işlerine devam etmişlerdi. Ahmet ağanın oğlu Cengiz babasının şımarık oğlu olarak alemlerde gezip tozmaktaydı. Paranın ve gücün getirdiği özgüvenle bir şeye benzeyen bu çocuk sabah akşam gezip tozar. Son model arablara biner, her gün bir kızlar gününü gün ederdi. Bu dünya böyle sürüp giderken aynı şehirde fakat başka bir dünyada yaşayan Selim ise bir fabrikada güvenlik görevlisi olarak çalışıyordu.. Selim askerliğini komando olarak yaptığı için bir arakadaşının referansıyla bu işe girmiş kıt kanaat geçiniyordu.  Ayşe diye bir kızı seviyordu. Ayşe de Selimi çok seviyordu. Selim askerd...

ZEUs haklı

Güne ahiret sınavında Zeusla karşılaşmış mümin gibi başladım.  Yıllaca fatiha okuyup namaz kılmış birisi olarak öldükten sonra 5. boyutdaki güvercinlere binip  boyutlar atlayarak arafa geleceğimi düşünürken bir anda kendimi Olimposda bulmuştum. Çılgın tanrı Zeus sağa sola yıldırımlar fırlatarak dehşet saçıyordu adeta. Bense donup kalmıştım, dünyam yıkılmıştı resmen. Ama bu resmen resmiyet anlamında değilde resimde aksettirilene göre anlamında kullanılmıştı. Zeus sırayla sınava gelenleri yıldırımıyla kül ediyor ardından suda boğmak üzere Poseydona havale ediyordu. Bana sıranın gelmesine daha çok vardı ama yinede korkudan titriyordum. Kendime iyi bir savunma hazırlamam gerekiyor fakat aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Tek çare pişman olduğumu söylemek, özür dilemekti. Ortam çok soğuktu, rüzgar esiyordu. Camı açık unutmuştum sanırsam. Neyse gel zaman gitme zaman, ne olur sen bari kal zaman derken sıra bana yaklaştı.  Bir az sonra da zaten benim sıram geldi. Zeus ç...

Kısacık İmtihan

-Anlat -Nerden başlayayım? -Son olayı anlat. Gerisini izledik zaten, bi tek son bölümü kaçırdık. Karşılaştığımız günden anlat. -Cebimde 70 lira param vardı sabah uyandığımda. İlk iş olarak markete gidip  10 tl’e bir paket sigara aldım. Dışarı çıkıp ilk dalı yaktım ve mahluk bir şekilde yürümeye başladım. Yürürken kaba bir hesap yaptım ve ihtiyacım olan paranın 3000 tl olduğunu fark ettim. Borçlar filan hepsi beraber.  Nerden bulabilirdim bu parayı diye kara kara düşünerek yürümeye devam ettim. Tüm kapıları kapatan tanrının yeni bir kapı açmasını bekliyordum açıkcası. Ama yaklaşık 17. Gündür kendisinden hiç tık yoktu. Biraz ona sinirlendim önce daha sonra buna hakkım olmadığını düşündüm. Sonuçta tanrı bu, bir kapıyı kapatıp diğerini de açmazdı. Kalırdın öyle. Keyfine göre takılırdı filan gibi saçma düşüncelere kapılırken bir anda gök gürledi ve yıldırım çaktı.  Gökten yakışıklı  ve takım elbisesiz biri indi. Galiba bu oydu…. Sen şey misin diye soracakken, ev...

Borç Değildir.

Mustafa Kemâl Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta, “Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan Hükûmeti’nden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim” diyordu. Kâzım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan Hükûmeti’ne iletti. Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükûmeti arasındaki ilk resmî temastı. Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan kardeş eli 1921 yılı içinde Nerimanov’un şahsî emriyle uzandı. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta “...Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz” diyor ve bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern (sarnıç, tanker) petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu. Aynı ...

Kavuşamamışlık mı

Zil zurna sarhoş olduğum bir gecede anladım onu çok sevdiğimi. Ya da sadece sevdiğimi. Gecenin başında her zamanki gibi acı çekerek katilimi anlatmaya başladım. Dinlemek istemedi normal olarak. Kadınlar başka  kadınların hikayelerini dinlemek istemez pek. Tersledi beni, bağırıp çağırmadan çıkıp gitti.  Sessizce bir an bekledim ve o an anladım işte onu sevdiğimi. Aslında katilimin  sadece anlatacak tek konum olmaktan başka bir önemi olmadığını, benim Zehrayla konuşmayı sevdiğimi. Güzeldi onunla konuşmak zira. Gitmesine üzüldüm ama kalkıp peşinden gidemeyecek kadar sarhoştum. Hatta uyanınca bunları unutacağımı düşündüm ve biraz daha içtim. Sonra biraz daha. Sarhoş olup sızana kadar.  Ertesi gün uyandığımda unutmamıştım ama. Hatırlayarak uyandım. Yatağımdan kalkmadan bir sigara yaktım. Tadı güzeldi sigaranın. İçimden geldi, dumanla halka yapmaya bile çalıştım. Saçma ve sebepsizce mutlu uyanmış ve bunu uzun süredir yapmadığım için garipsemiştim.  Olayın şok...