Bir sabahçı kahvesinde edebiyyatını yapacak kadar bile olsa oturmamış olmanın verdiği utançla yoldan geçen siyah camlı arabalara bakarak olduğum saatlerdeydim. Şu sıkıcı dizi içinde 7 dakikalık iğrenç reklamlar girse de tuvalete gidip elimi yüzümü yıkasam gibi saçma sapan kafalardaydım adeta. Çok geçmeden 3 karga beliriyor gök yüzünde. Bunlar beni kesin leşe götürür diye düşünüp takılıyorum peşlerine. Yanılmamıştım. Birkaç dağ dere filan aştıktan sonra üçbeş leşin olduğu bir çöplükde soluklanıyoruz. Kargalar hemen karınlarını doyurmaya başlıyorlar. Ben de iki sigara yakıyorum. Birinin dumanıyla ciğerlerime bir ziyafet çekerken diğerini de doğa doğru düzgün iki nefes alsın diye doğaya salıyorum. Yapıyorum ben bazen böyle romantik olaylar olaylar. Güzel gülen bir kadın hatırlıyorum çöpün pisliğin içinde. Ben hatırlarım bazen böyle olmadık yerlerde olmadık şeyler. Daha sonra sıkılıyorum ve beni güle götürecek bülbül beklemeye karar veriyorum. Zaten haftada 38 saat mesaii yaparım ben...