Ana içeriğe atla

Kayıtlar

PALYAÇO 2-bölüm

Amaçsız, güzel de değil.  Zaten güzel olsaydı buraya yazmazdım.  Kimse mutlu anları yazmaz. Mutluluğun büyüsüne kapılıp elindeki kalemi yavaşça yere bırakır insan kızı. Yazıyorsa şayet, o da saçmadır. Mutlu hikayelerin dinleyeni veya okuru olmazmış. Mutluluklar, paylaşınca çoğalır diye fazla paylaşılmamaktan nesli tükenmekte olan hayvanlara kafa tutar oldu. 2. şahısların hikayesini anlatan 3. şahıslarız biz. Tekil olanından üstelik. Mutlu veya mutsuz karelerdeki ayrıntılardan ibaret hayatımız. Olayların ana karakteri olmadık hiç. Emirler gibi gelir sağdan soldan kelimeler. Palyaço kalk, palyaço gel, palyaço git… Palyaço kalkar, palyaço gelir, palyaço gider. Ama içten içe kendine sitem eder. Güldürdüğü içindir belki, palyaçolar ciddi konuların diyaloglarına da davet edilmezler. Gülemeyince eksikliği hissedilir belki fakat geri kalan zaman dilimlerini ince ince doğramış ve orada palyaçoya yer vermemişlerdir. Sitemimiz büyür sadece, dışa yansımaz asla. Belki ka...

PALYAÇO 1-bölüm

İkiz değildik ama ikiz gibiydik abimle. Onu bir sene geç okula yazdırdılar ben ona yetişeyim diye, ama çabalar boşa gitti ve ben ona hiç yetişemedim. Farklı yollardaydık zira. Ne kadar saçma farklı yollardaki yolculardan yarışma düzenlemek. Abim iyiydi hep. Övgüler yağardı üzerine pohpohlayıcı bulutlardan. Takdirlerini okul zamanında belgeletip, eve getirirdi. Bunun yanında ben saçma bir seçenektim ailem için. Onlar farklılıklara açık olmadıkları için hep bana bakınca, abimde  kullandıkları malzemenin aynısının başarısızlığını görürlerdi.  Babam bana bırak adam olmayı, vali bile olamazsın der gibi bakardı hep. Bundan mütevellit şimdilerde kıskanırım abimi bazen. Ben otobüse yetişmeye çalışırken yanımdan geçen jeeplerde hep o varmış gibi hissederim.   Hiç içmez abim, sigara bağımlısı da değil. Eksik gibi fazlalıkları var.  Kime göre fazla ulan! Tabi abimden bahseden bir hikayeyle karşı karşıya olmadığınız için konuyu kapatacağım ama arabası harbiden c...

BU GÜNLÜK

  Soğuk, buralar çok soğuk. Balkon kendisi soğuk. Sanki bu yetmiyormuş gibi yerdeki fayanslar da soğuk. Ama ben üşümüyorum. Bazen üşümem çünkü.       Bilmem zor biraz galiba ama devam edebilirim, klişeleri acilen bırakırsam. Varmıştır bir karara bu gece. Belki varmamış, daha yoldadır. Bilemiyorum.  Bazı şeyler gibi ……  Çok bir şey içmedim aslında.  Bazen çok şey içmek gerekir, bazense hiç içmemek.  Bazen az içmek gerekir, bazen…. Bazen işte bir şeyler gerekir, bazense tam tersi hiçbir şey gerekmez. Bilmiyorsun değil mi sen de. Tabi ben sana hiçbir şey anlatmadım.  Öyle bıraktım kendimle baş başa, ki güzel yaşa.  Canlı müzikli yerdeyken aklıma bir şey geldi. Onu hikâyenin girişi olarak kullanmak istiyordum ama girişi yapmış bulunduğumdan dolayı bu anın teması olarak kullanıyorum.  ‘Dağıttığım o kadar çok şey var ki şu an toplamak için çırpınırken geberiyorum. Gerçi dağıtırken de geberiyordum ben. Sanırsam geberme gibi bir sorun...

Şaapamadık.

Sabahın erken saatlerinin yerine öğlen saatlerini tercih edip uyanmıştım. Farkında değildim olacakların. Öncesi ve sonrasını da ya unutmuş yada önemsemiyordum. Şık giyinmiş bir adamdım o an.  Ama sadece o an , öncesi ve sonrası belirsiz. Evden çıkıp yürüdüm biraz. Sonra önüme çıkan ismini uydurmak istemediğim marketten bir paket sigara aldım. Çıkıp bir sigara yaktım ve tramvay durağına doğru yürüdüm. Mesafe kısa olduğu için hemencecik vardım. Bir tramvay geldi meçhulden. Geldi ve durdu. Pısss falan diye kapılarını açtı. Binsene yakışıklı gibisinden tekliflerde bulundu ama yarım sigaramı daha bitirmediğim için yarım sigarayı tercih edip binmedim. Sigara binseydin abi dedi. Yok ya oğlum şimdi seni yarım yolda bırakmayayım diye cevap verdim. Bir sonraki tramvaya binerim diye ekledim üzerine. Neyse kısıtlı zaman olduğu için hızlı geçişler oldu ve sigara bitdi. Ardından hemencecık bir sonraki tramvay denen toplu taşıma şeysi geldi. Durakta bekleyen 7,5 insan  gibi ...

6 MEVSİM 27 AY

BÖYLE BİR HİKAYEMİZ YOK.......!               

25 kuruşluk sanŞ

Hikayenin girişi soğuk.  Etraf soğuk olduğu için elleri donmak üzere olan bir adam. Adam gibi adam değil, sıradan bir adam.  Gecenin karanlığına meydan okuyan kar taneleri onun için geceyi aydınlatamıyordu. Gözleri göremiyordu çünkü var olan ışıkları. Pantolonu ince olduğu için acayip üşüyor ama umrunda değilmiş gibi davranıyordu. Sıkıntıları vardı adamın. Anlatsam çok da bir şey değilmiş diyebileceğiniz türden sıkıntılar belki ama adamımız birilerinin (günah olduğu için isim vermiyorum)  onun kaldırabileceğini sandığı için ona verdiği yükden yorulmuş soluklanıyordu. Kendi aramızda Cahit diyelim biz ismini vermek istemeyen ana karaktere. Cahit 24 yaşında part time garsonluk yapan bir öğrenciydi. Çok güzel olmasa da kendi bakış açısından baktığında dünyaların güzeli bir de sevdiceği vardı. Reklama girer diye kızın ismini söyleyemiyoruz ama biliyoruz o kızı da. Sınavlarının kötü sonuçlandığı bu dönemlerinde harçlığını ve  kirasını kazandığı işten de ayrılı...

Deli Necla

- Deli Necla nasıl delirdi? - Valla o  kısa  mesele ya - Olsun ya anlat ya benim de zamanım kısıtlı zaten. - Şimid bu Necla lise zamanında ergence birine aşık olmuş. 3 sene boyunca da adamı beklemiş. Cocuk bildiğin eski günahkarlardan. Diz kapaklarına kadar günaha batmış resmen. Sonra bu çocuk günahlarını telafi etmek için günah çıkarmaya gitmiş. Hepsini tam çıkaramayınca da kıza gelmiş. Kız iyi birisi olduğu için çocuğa yardım etmiş. Ve onun için fedakarlık üstüne fedakarlık dizmiş. Sınavlarda kopya vermiş çocuğa…  Hatta bir sınavda kız kendi kağıdını bırakmış ve kağıt da yere düşmüş, Gitmiş çocuğun kağıdıyla ilgilenmiş. Çocuk sınavdan 100 almış ama kıza hiç pay vermemiş. Kız başlarda sanmış ki bu buna aşık. Ama meğersem bu hiç de bu değilmiş. Kızı kullanmış resmen. Sonra zamanı gelince de bırakmış kızı gitmiş çocuk.  Eski günahkar hayatına geri dönmüş. Kız da sinirlenmiş ve demiş ki : Vurursunuz eyvallah ama ölmezsek sıkıntı büyük a...