Ana içeriğe atla

Kayıtlar

PALYAÇO 4-bölüm

Bazen üzüntüler boğar.  Nefes almanın fiziksel bir dayanak olmadan zorlaştığı zamanlarda insan ezilir görünmeyen ama tonajlara kafa tutacak yüklerin altında.   Bir sigara yakmak istersin ama daha tertemiz olan ciğerlerine acırsın. Belki ciğerlerin umurunda olmaz. Ama sebebi kendinden saçma sebeple ilk günü sigara yakmadan yaşarsın. Herkesin hikayesi aynı mı lan diye bağırdı evdeki yaşlı baykuş. İğrenç bir ses tonu vardı. Ama ilginç bir şey söyler diye kesmedim sözünü. Devam etti yüzsüz bir şekilde. Bir olay yaşadın ardından başımıza bilir kişi kesildin. Lan oğlum benim öyle bir iddiam yok desem de içten içe sahi sen kim köpeksin diye düşündüm. Bir sigara daha yakıp etrafı dumana boğdum. Tek derdim ilerde hikayenin filmi çekilse dumanlarla geçiş efekti yapılmasıydı. - Kız ne oldu? -Hangi kız? -Bahçede yanına gittiğin kız? -Ha o kız. Bir süre daha ağladı, takati bitince toparlandı gitti. Sabahlar daha sabah, akşamlar daha akşam diye fısıldad...

PALYAÇO 3-bölüm

Bazen bazı şeyler hayatınızın dönüm noktası olabilir. Bu o dönüm noktalarından değildi belki ama güzel bir an olarak tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmayacak kadar özeldi.  Yorgun adımlarla indim 5 kat aşağıya. Prensip olarak asansör kullanmadığım için yorulmuştum. Binanın bahçesine geldiğimde O hız kesmeden sebepleri arşı inletebilirmişçesine ağlıyordu. Sessiz ve güzel bir biçimde hemde.  Zaten sessizlikten öte çığlık mı var diyerek yanına gittim. Bir anda toparlandı ve gözlerinin yaşını silmeye çalıştı. Kısık sesle lafa girdim B: Devam et, sorun değil. O: Anlamadım B: Ağlamayı diyorum, ben geldim diye kesmene gerek yok. O: Sana ne acaba? B: Bana bir şey yok, ben öylesine şey edeyim dedim Normalde kalkar gider ve bu olay da burada kapanır diye düşünüyordum ama gitmedi. Oturmaya devam etti. Bir süre sonra dayanamadım sordum B: Ne oldu? O: Yok bir şey. B: Anlatmazsan böyle çok ağlarsın. O: Anlatsam ne değişecek. B: bir tık daha az ağl...

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Kırmızı başlıklı kız annesiyle beraber yaşıyordu.  Babası detayına hiç girilmediği için kendisi hakta en ufak bilgiye sahip değildik. Zannımızca ya ölü ya da terk edip gitmiş bir babaydı.   Ama babasının annesi hikayemizin  detaylarından biriydi . Mübarek bir cuma sabahı annesi kırmızı başlıklı kıza seslenir Anne: Kırmızı başlıklı kız Kırmızı başlıklı kız: Efendim anne Anne: Kızım pilav yaptım ama kıvamı tutturamadım lapa olmuş, hadi şunu babaannene götür yesin pislik. Zamanında kırmızı başlıklı kızın annesi kaynanasıyla anlaşamadığı için kocasının aklını çelip yaşlı kadıncağızı ormanın içindeki bir kulübeye bırakmışlardı. Bazen de böyle yemek artıklarını filan veriyorlardı kadına. Kırmızı başlıklı kız: Of anne ya ellerime daha yeni oje sürdüm. Anne: hadi kızım götür gel. Açlıktan ölmesin mendebur. Emekli maaşını alıp gömüyoruz işte ne güzel. Kırmızı başlıklı kız oflayıp puflayarak pilavı alıp yola çıkar. Az gider uz gider dere tepeye bul...

Bank

Saat tam olarak kaç bilmiyorum. Etraf beyazdan sıkılmışçasına güneşi kucaklıyor ve karları erimeye mahkûm ediyordu. Çatılarda biriken kar eriyip yağmur efekti yaratarak oluklardan akıyordu. Bir park hayal ettim ve içine sadece tek bir bank koydum. Daha fazlasına gerek duymadım. Etrafı çimler yerine çöllerle dayayıp döşedim.  Serap oluşturacak tek kelimeye mahal vermeden kurdum tüm hikâyeyi.  Gerçeklik saçmalıklardan ileriye gitmesin diye arkadaşımın elinden geleni sağ elle sol elin haberi olmayacak şekilde verdim. Tam her şey hazır derken bir andan tümünü sil yapıp dosyayı kaydetmeden çıktım. Tekrar geri döndüğümde karşılaştığım manzara diye bir şey yoktu ortalıkta çok şükür. Bütün bunlar ve daha fazlası kimseyi fazla irdelemediyse ben konuyu başka bir yöne çekiştirerek farklı bir yol izlemek isterdim. Ama ne sen bir plan yaparken hayat başka bir plan yaparsa ve bu planlar çakışırsa işte o zaman hapı yutar ve azıcık da olsa ağrılarını dindirirsin diye düşündü...

PALYAÇO 2-bölüm

Amaçsız, güzel de değil.  Zaten güzel olsaydı buraya yazmazdım.  Kimse mutlu anları yazmaz. Mutluluğun büyüsüne kapılıp elindeki kalemi yavaşça yere bırakır insan kızı. Yazıyorsa şayet, o da saçmadır. Mutlu hikayelerin dinleyeni veya okuru olmazmış. Mutluluklar, paylaşınca çoğalır diye fazla paylaşılmamaktan nesli tükenmekte olan hayvanlara kafa tutar oldu. 2. şahısların hikayesini anlatan 3. şahıslarız biz. Tekil olanından üstelik. Mutlu veya mutsuz karelerdeki ayrıntılardan ibaret hayatımız. Olayların ana karakteri olmadık hiç. Emirler gibi gelir sağdan soldan kelimeler. Palyaço kalk, palyaço gel, palyaço git… Palyaço kalkar, palyaço gelir, palyaço gider. Ama içten içe kendine sitem eder. Güldürdüğü içindir belki, palyaçolar ciddi konuların diyaloglarına da davet edilmezler. Gülemeyince eksikliği hissedilir belki fakat geri kalan zaman dilimlerini ince ince doğramış ve orada palyaçoya yer vermemişlerdir. Sitemimiz büyür sadece, dışa yansımaz asla. Belki ka...

PALYAÇO 1-bölüm

İkiz değildik ama ikiz gibiydik abimle. Onu bir sene geç okula yazdırdılar ben ona yetişeyim diye, ama çabalar boşa gitti ve ben ona hiç yetişemedim. Farklı yollardaydık zira. Ne kadar saçma farklı yollardaki yolculardan yarışma düzenlemek. Abim iyiydi hep. Övgüler yağardı üzerine pohpohlayıcı bulutlardan. Takdirlerini okul zamanında belgeletip, eve getirirdi. Bunun yanında ben saçma bir seçenektim ailem için. Onlar farklılıklara açık olmadıkları için hep bana bakınca, abimde  kullandıkları malzemenin aynısının başarısızlığını görürlerdi.  Babam bana bırak adam olmayı, vali bile olamazsın der gibi bakardı hep. Bundan mütevellit şimdilerde kıskanırım abimi bazen. Ben otobüse yetişmeye çalışırken yanımdan geçen jeeplerde hep o varmış gibi hissederim.   Hiç içmez abim, sigara bağımlısı da değil. Eksik gibi fazlalıkları var.  Kime göre fazla ulan! Tabi abimden bahseden bir hikayeyle karşı karşıya olmadığınız için konuyu kapatacağım ama arabası harbiden c...

BU GÜNLÜK

  Soğuk, buralar çok soğuk. Balkon kendisi soğuk. Sanki bu yetmiyormuş gibi yerdeki fayanslar da soğuk. Ama ben üşümüyorum. Bazen üşümem çünkü.       Bilmem zor biraz galiba ama devam edebilirim, klişeleri acilen bırakırsam. Varmıştır bir karara bu gece. Belki varmamış, daha yoldadır. Bilemiyorum.  Bazı şeyler gibi ……  Çok bir şey içmedim aslında.  Bazen çok şey içmek gerekir, bazense hiç içmemek.  Bazen az içmek gerekir, bazen…. Bazen işte bir şeyler gerekir, bazense tam tersi hiçbir şey gerekmez. Bilmiyorsun değil mi sen de. Tabi ben sana hiçbir şey anlatmadım.  Öyle bıraktım kendimle baş başa, ki güzel yaşa.  Canlı müzikli yerdeyken aklıma bir şey geldi. Onu hikâyenin girişi olarak kullanmak istiyordum ama girişi yapmış bulunduğumdan dolayı bu anın teması olarak kullanıyorum.  ‘Dağıttığım o kadar çok şey var ki şu an toplamak için çırpınırken geberiyorum. Gerçi dağıtırken de geberiyordum ben. Sanırsam geberme gibi bir sorun...