Sessiz sakin, dağ başında, yeşillikler arasında, çürümeye mahcup bir kulübedeymişim hissiyatıyla yazıyorum sana. Konum atıyorum : Soğuk ve kalabalık ,boş muhabbetlerin havada uçuştuğu bir kahve köşesindeyim. Ne yazıyor lan bu artist bakışlarının odak noktasındayım. İstersen gel ne olur. Senden sonra aynı hep buralar. Gelince yabancılık çekmeyesin diye hiç bozmadım ben. İlk gittiğinde çok üzülmüştüm, şindilerde bakıyorum da hala aynı, bir değişiklik yok. Bir sigara yaktım. Özcan Denize yol verdiler. Çıkmadan, kutunun içinden şarkısını söyledi. 2 ayran aldı geldi kısa boy ve saçlı kız. Tost söyleyenlere hediye Edip Akbayram. Belki de hediye değildir, ücrete yansıtıyor olabilirler. Ben de iki çay istedim. Ücreti mukabilinde kırmadılar. Bir küçük şişe açtım. İçtiğim sigaraların küllerini onun içine dökmeye karar verdim. Hani bir türkü vardı ‘ Han sarhoş hancı sarhoş’ diye. Kendimi ona benzettim. Ama hanmıydım, hancımıydım karar veremedim. Sarhoşluktan yola çıkmıştım s...